Son Yazılar
Ana Sayfa / Köşe Yazısı / Toplumsal Cinsiyet Kavramı ve Ötekileştirilenler

Toplumsal Cinsiyet Kavramı ve Ötekileştirilenler

Geçenlerde yaşadığım bir olaylar zinciri bu konuda tekrar düşünmeme neden oldu ve konuya forum içinde de yer verme gerekliliğini hatırlattı bana.Bitirme projem sırasında da üzerine okumalar yapıp tartıştığım konu,aslında o kadar hayatın içinden,o kadar bizden ki!Buna rağmen yine de yabancılanıyor,bir kenara itiliyor,öteleniyor…

Temelde insan olmanın, biçimce farklı olduğunda, toplum içinde huzurla yaşamaya yetmediğinin kanıtıdır bu anlatacaklarım…

Önce olayların geçtiği ve bizim de içinde yaşadığımız apartmanın genel kullanıcı profilinden bahsedeyim. Toplam sekiz dairenin ikisi iş yeri olarak kullanılmakta. Kalanların birinde yaşlı bir çift, ikisinde birer orta yaşlı bayan, birinde yine orta yaşlı bir bayanla bir kızı yaşıyor,birinde de ailemle ben oturuyoruz.Son kalan daireye ise bir iki ay kadar önce yeni birileri taşındı.Apartman içinde ve çevrede hemen söylentiler başladı.”Travestiymiş onlar.”… Sonra birileri ”Aaa ben sarışın genç bir kadın gördüm,tam da o yolun yolcusu gibiydi..” diye dedikoduyu salar.Sonra yine biri,”Yahu bir adam daha gördük geçen akşam,heralde travestinin sevgilisiydi.”… Bilirsiniz işte,kendini gizli tutan,sessiz sedasız yaşayan insanlar hakkında ne tür dedikodular üretilirse hepsinden nasibini aldı bu yeni komşularımız zira gün içinde pek dışarı çıkmıyorlardı.İnsanlara neyse onların yaşayışlarından,ne olduklarından?!… Neyse,bir gece sabaha karşı 3 gibi polis geldi bu daireye hakkınızda şikayet var diye.Şikayetin ne olduğunu öğrenemedi annem zira ben kendisini zorla eve soktum Tabi ki ertesi gün dedikodu gırla… Evi farklı türde iş kolları için kullanmadıkları mı kaldı,travesti ve türevleri ya da farklı ne tür ayıplanan şey varsa o olmadıkları mı kaldı,gece içeri insan almadıklarımı vs vs… Kısacası milletin ağzı torba değil ki büzesin durumları yaşandı =)) Hatta eminim ki ben bu yazıyı yayınladıktan sonra benim tercihlerim hakkında da bir takım dedikodular çıkacak,kulisler yapılacak.Onlara şimdiden selamlar ediyorum ve geçiyorum.
Gülüyorum buna şimdi ama aslında o kadar traji komik ki bu durum.Bazen tiksindirici bile gelebiliyor insana zira birilerinin tercihleri ve yaşayışları neden ilgilendiriyor insanları bu kadar?Size ne be hey insansılar,kapının ardında kimin nasıl yaşadığından,neden evden çıkmadıklarından ya da sessiz yaşadıklarından???!!!

Bu olaydan sonra annem de fikrini beyan etti nihayet,”Kimseyi rahatsız etmeden yaşıyor insanlar, rahatsız edilmemeli ya da karışılmamalı…” İşte başından beri tüm diğer komşuların da düşünmesi gereken buydu.Fakat ne mümkün?!Dururlar mı hiç?! Çok geçmeden bir gün kapı çaldı.Ben de minik yeğenimi zar zor yeni uyutmuştum.Uyanacak diye zilin çalmasına lanetler yağdırarak kapıya gittim.Karşı komşu teyze ve kızıydı gelenler.Büyük bir telaş ve sinirle ”Gel çabuk yöneticiye iniyoruz,imza toplayıp aşağıdakileri apartmandan attırıcaz.” dedi teyze.”Nasıl ya” dedim kendi kendime.. ”Bir dakika ya neler oluyor teyzecim?”. Komşu teyze ve kızı birbirini tamamlayan cümleler silsilesiyle durumu anlattılar ve nerdeyse beni kolumdan çekip dışarı çıkarıyorlardı. Yani durum o kadar acil ve korkunçtu onlar için.Peki ne mi dediler? ”Dün gece yine birileri gelmiş dışarıdan,içeri almışlar.Burada bir başımıza yaşıyoruz,sen de geç geliyorsun bazen.Ne oldukları belli değil bu insanların,evi nasıl kullandıkları da..Hemen yöneticiye inip konuşmalıyız,attırmalıyız bunları!” O an şaşkınlıktan söyleyebildiğim tek şey,evde uyuyan bebeği yalnız bırakıp çıkamayacağımdı.Sonra bir telaşla aşağıya yöneticiye koştular.Ev sahibini aramışlar ve o da ilgileneceğini söylemiş.Bunu da komşu teyze mutfak penceresinden sessiz sinema oynar gibi anlattı akşamına bana.Ya duyarlarsa ama di mi yani…Demek ki o kadar korkunçtu bu insanlar.O kadar tehlikedeydik apartman olarak.Vay be!!

Peki ben hiç karşılaştım mı bu insanlarla ya da yorumum ne oldu? Evet, bir akşam apartmandan dışarı çıkarken arkadan birinin geldiğini farkettim ve insansı bir durumdur-kapıyı tuttum gelen de yetişsin diye. Sonra farkettim ki o istenmeyen komşularımızdan biriydi bu.Benim yaşlarımda kıvırcık saçlı,minyon bir adam.Yüzüme bakamadan ”Teşekkür ederim” diyerek hızlıca geçti yanımdan.Ben de ”Rica ederim,ne demek” diye yanıt verdim ve ardından çıktım.Gayet de normal ve saygılı geldi bu bana.Saygı gösterirseniz saygı görürsünüz öyle değil mi? Ama yazık ki bu insanlar kimseyi rahatsız etmemek adına sessizce yaşadıkları halde yine de saygı göremiyorlar komşuları tarafından.Apartmandan attırılmaları konusunda ilk söylentiler başladığındaki ilk yorumum,”Eve iş getirmiyorlarsa sorun yok ki neticede onlar da insan ve kimseyi rahatsız etmeden yaşıyorlar.” şeklinde olmuştu.Hala da böyle düşünüyorum ve diğerlerine de bunu anlatmaya çalışıyorum ama nafile…Düşünemeyecek kadar korkmuş olan insanlara ne anlatsan boş ya da zaten düşünemeyen insansılardır onlar…
Efenim işin özü şudur ki bu insanlardan ikisi gey, ikisi de bayanmış.Bunu sonradan ben farkettim.Yani ortada travesti tabiriyle anılabilecek kimse de yokmuş,eve iş getirmeler de… Bunun böyle çıkacağını başından beri biliyordum. Ama dediğim gibi kime ne anlatabilirdim ki…Bu da işin acı başka bir tarafı;duvara konuşmak…

Bu örnekte açıkça görülüyor ki cinsel tercihleri farklı yönde olanlar,yani kimilerince ‘onlar’ ‘ötekiler’,normal insanlardan ayrı,birer yabancılar.Hatta tehlikeliler topluma göre.Oysa tüm bu farklılaşmalardan oluşmaz mı toplumlar?

Yıllardır araştırmalara konu olmuş ‘toplumsal cinsiyet’ kavramını sizlere aktarmaya çalışıyorum aslında. Biraz da yaşadığımız ülkede buna bakışın vehametini.Daha önce duymamış veya bilmeyen arkadaşlar için buradan da yazayım ne demek bu toplumsal cinsiyet.Öncelikle günümüzde cinsiyet dediğimiz tabir,biyolojik ve toplumsal cinsiyet olarak iki farklı şekilde tanımlanıyor sosyal bilimcilerce.Biyolojik cinsiyet, herkesin bildiği üzere dişi veya eril yani erkek veya kadın olarak tanımlanan,doğuştan gelen cinsiyettir.Toplumsal cinsiyet ise bu sahip olduğumuz biyolojik cinsiyete ek olarak,yaşadığımız toplum içinde bize öğretilen ve tecrübe edinilenlerle edindiğimiz yani içinde yaşadığımız kültürün şekillendirdiği cinsiyettir.Bu kavramla kadınlaşmış erkek veya erkekleşmiş kadın gibi,kadın ve erkek bilinmeyenlerinden çeşitli cinsiyetler türetilebilir.Kısacası anne karnında şekillenen biyolojik cinsiyetimize doğduktan sonra içinde yaşadığımız kültür bize kimliğimizi,toplumsal cinsiyetimizi öğretir.Bu kavram,cinsiyetin biyolojik olarak verildiğini,fakat toplumsal cinsiyetin sosyal olarak inşa edildiğini ve erkeklikle dişiliğin belirlenmesinin tamamen doğuştan sahip olduğumuz fiziksel farklılıklara bağlanamayacağını söyler.Bu farklar dışında bireyi oluşturan diğer tüm sosyal ve kültürel etkenleri vurgular.İlk olarak feminist çevrelerce temelleri atılmış bu kavram,şimdilerde modern dünyada yaygınlaşmakta ve saygınlığını bulmaktadır.Bir çok Avrupa ülkesinde cinsiyet,artık bu yönde algılanıyor yani sadece biyolojik cinsiyette takılı kalınmıyor ve hak ettiği saygıyı da görüyor.Hatta bazı ülkelerde yasallaşmış örnekleri de var.

Şimdi bir de bizim ülkemize bakalım.Sanırım yukarıda anlattığım örnek yeterince açıklamıştır ülkemizde toplumsal cinsiyete bakışı.İşte acı biçimde tekrar yüzüme çarpan bu ayrımcılık beni çileden çıkarıyor.Neden insanlar farklılaşamıyor kimilerine göre?Neden herkes aynı biçimde düşünmeli,aynı şeyleri giymeli,aynı şekilde hissetmeli?!! Aksi halde neden ‘insanca’ yaşayamamalı?Hatta acı çekmeli?!!

Yirmi birinci yüzyıldayız artık. İnsanlık değişti, gelişti, medenileşti değil mi? Birçok felaketler gördü insanlık, birçok felaketler de yaşattı dünya yüzüne. Ve ormanlar dolusu kitaplar yazıldı,savaşlar çıktı,tartışıldı medeniyet.Biri ötekinden daha ‘insan’dı… Hep bir iktidar kurma çabası,hep bir bencillik diretildi insanoğlunun tavrına.Normlar diretildi,birileri giydi,birileri giydirildi.Kimileri de giymemeyi tercih etti ve ‘öteki’ oldu,yabancı oldu.Özgürlüklerinin bedelini bu şekilde ödedi.Hala ödemekteler…Aslında tüm bu metinler,yazılanlar çizilenler, insanlık çağının evrimleri , insanlığın kendi içinde (arasında) iktidar kurma çabaları üzerine yoğruluyor. Antikite, bir gösteri toplumudur, klasik çağ disiplin ve modern çağ da denetim toplumu… Şimdi daha mı insani daha mı özgürüz? Hani daha medeniyiz ya?!… Aslında tek fark, daha büyük bir kafesin içinde daha çok adım atabilmemiz!!!
Bu kafes, sadece üzerinde yaşadığımız dünya küre / şehir ya da ‘ev’ değil. Kendi beyinlerimiz ve diretilen/giydirilen düşünce kalıplarımız… Aslında şimdi her şey daha sinsice. Görünenin ötesini aramak zorunda kalıyoruz biz düşünenler zira bu sözünü ettiklerim doğal bir varlık olan ‘insan’ın insan dışı diretmeleridir ve insanoğlu unutmuştur insanlığı. Unutturmuştur düşünemeyenlere.

Yazar: amethist

Mutlaka Okuyun!

Rumuz Goncagül

Rumuz Goncagül “Adın ne önemi var canım, sen benimle evleneceksin, adımla değil.” Bunu ben öylesine …

Bir Cevap Yazın

Hızlı Giriş Yap:



E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir