Son Yazılar
Ana Sayfa / Köşe Yazısı / Orta Dünya Oyunları

Orta Dünya Oyunları

LivingMap

Bayadır günce girmiyorum. Şöyle bir gurur duyduğum orijinal Orta Dünya oyunları listemi ve ufak tefek yorumlarımı yazayım dedim. Bugün nihayet WitN’i de kolleksiyonuma katmamın bunda etkisi olmadı değil :)

Öncelikle listeden de görebileceğiniz üzere, 2002’den beri PC için çıkarılmış neredeyse tüm oyunlarına sahibim (hatta sanırım tek eksiğim Lego LotR, ki zaten onu da henüz oynamadım). Diğer platformlar için çıkarılmış olanların ise bazılarını oynamışlığım var (The Two Towers, The Third Age ve tüm Gameboy / PSP oyunları).

Üzülerek söylüyorum ki, zamanında ilgisizliğinden yakındığımız EA Games’in çıkardığı Orta Dünya oyunları, bariz daha iyi diğerlerinden. Üzücü kısmı tabii ki 2009’da Orta Dünya lisansını WB’ye bırakmış olması. WB’yi pek başarılı bulduğum söylenemez şu ana kadar, bunun da değişeceğini pek sanmıyorum ne yazık ki. Orta Dünya ruhunu iyi yansıtamadıkları gibi, filmlerden çok farklı bir çizgide yapıyorlar oyunları, bu da oyunların çekiciliğini kaybetmesine sebep oluyor bence.

Neyse, bu kadar muhabbet yeter, listeye geçelim :)

Orijinal Orta Dünya Oyunları Kolleksiyonum:

  1. The Battle for Middle-earth (Electronic Arts, 2004)İlk göz ağrım ve bence hala açık ara en iyi Orta Dünya oyunu :)  Bu oyun için ayrı bir parantez açmak istiyorum. İlk orijinal Orta Dünya oyunum ve biricik oyunumu almak için Ankara’da yaklaşık 8-9 oyuncakçıyı / kitapçıyı telefonla arayıp oyunun ellerinde olup olmadığını sormuştum ve taa Cebeci’de bir oyuncakçıda bir tane kalmış olduğu için oralara kadar gidip almıştım. Oyunun ismini ve kapağını görevlilere telefonda tarif etmemdense ayrı bir film konusu çıkar :)  2005’teki fiyatı 80 TL’ydi ve çok az sayıda gelmişti Türkiye’ye. Yeni bir bilgisayar almıştım o zamanlar. ADSL’de yeni yeni yaygınlaşıyordu, hemen bağlatmıştım, sırf bu oyunu online oynamak için.

    Zaten sanırım bu oyun kadar kaderime yön veren başka oyun yoktur. BFME-Ankara’yı da (ve dolaylı olarak The White Tree’yi de) sırf bu oyun için kurdum. Bendeki Orta Dünya sevgisini inanılmaz körüklemiş bir oyundur. Bu oyun olmasaydı muhtemelen ben dahil, çevremdeki ve sitedeki pek çok kişinin daha değişik bir hayatı olacaktı. İyi ki varsın demek istiyorum burdan BFME’ye, ki sayesinde bunca güzel anı ve arkadaşlıklar yaşandı.

    Keşke tekrar oynama arzusunu kendimde bulabilsem. Ama 2009’da bıraktığımdan bu yana geri dönme çabalarım hep sonuçsuz kaldı. Sanırım miladını doldurdu bu oyun bende, o kadar güzel ve keyifli günler geçirmeme neden oldu ki, o günlerdeki tadı alamayınca hemen oynama isteğimi yitiriyorum. Lysander’ın da dediği gibi, dolu dolu oynadığımız için, şunu da yapsamıydık gibi bir soru işareti kalmadı kafamızda ve huzur içinde yolumuza devam ettik başka oyunlara doğru.

    Zamanında da oyunun bug’ları ve EA’in paragözlülüğü yüzünden güncellenmeyişi yüzünden sıkılıp bırakmıştım zaten. Hala aynı bug’lar var, hatta öyle bug’lar var ki bulduğum, anlatsam birilerine oyunun zaten azıcık kalmış online community’si de çöker, dürüst maç oynanamaz karşılıklı.

  2. The Battle for Middle-earth II (Electronic Arts, 2006)Aman tanrım, nasıl büyük bir heyecandı bu oyunu beklemek. BFME gibi muhteşem bir oyundan sonra, 2.si daha da iyi olmalıydı diye düşünüyorduk. Oyunun çıkış tarihi geldi çattı, adeta koşarak gittik bu oyunu yüklediğini söyleyen internet kafeye. Büyük bir hevesle herkes merak ettiği orduyu seçti. Yükleme ekranı bitmek bilmiyordu sanki. Oynanan birkaç oyun, büyük bir hevesle girişilen create-a-hero çılgınlığı, 1-2 hafta oyunun kurcalanması falan derken, malesef baya başarısız bir devam oyunu olduğuyla yüzleşme faslı.

    Oyunla alakalı en güzel şey (özenilerek yapılmış) cüce ırkı.

    Eğlenceli maçlar, anılar elbette bunda da oldu, ama adı BFME olmasa 2. kez oynamazdım herhalde.

  3. The Battle for Middle-earth II: Rise of the Witch-king (Electronic Arts, 2006)EA Games’in BFME-2’yi sıvama çalışması diyorum ben buna. Gerçi Angmar ordusu sayesinde BFME-2’den daha tatmin edici bir oyun oldu, ama temeli kötüydü ve üzerinde yeterince durulmamış, çok eksiği olan bir ek paketti. Noel dönemine yetiştirmek için alelacele çıkarıldı.

    BFME-2’yi ve bu oyunu tamamen seriyi tamamlama adına satın aldım, pişman değilim :P Online’da baya oynadık Lord’la falan, hakkını verdik :)

  4. The Return of the King (Electronic Arts, 2003)Bir başka zamanına göre muhteşem bir oyun. Gamepad’le beraber şu oyunu winterwolf ve WitchKing’le oynarken inanılmaz keyif aldım. Combolara kasmak ve bölümleri unlock etmek cidden hoştu.

    Niye şu an böyle oyunlar yapmıyorlar? Muhtemelen online olmadığı ve ekstra para getirmediği için. Cidden yazık, bazı oyun türleri ölüme mahkum edildi bu para hırsı uğruna.

  5. The Lord of the Rings: War of the Ring (Sierra, 2003)Grafikleri acaip derecede Warcraft III’e benzeyen bir oyun. Hep böyle açıp oynayarak, kıyasıya maçlar yapmak istedim, ama defalarca başlamama rağmen sıkılıp kapattığım bir RTS oldu. Kısıtlı resource olayı cidden saçma ve oyunu kilitleyen birşey, ha öyle olmasa da yine oynamazdım. Çünkü BFME-I’deki battalion şeklinde birlikler ve fixed bina slot’u olayı benim için bunun gibi eski tür RTS’leri baya baya bitirdi. Yine de kolleksiyonumun nadir bir parçası, hem de İngilizce. Piyasaya sonradan sürülmüş Türkçe dublajlı olandan değil (“I’m on my way = Kendi yolumda yürüyorum” gibi fantastik çeviriler benden uzak olsun :) )
  6. The Hobbit (Sierra, 2003)Bu oyuna uzunca bir süre çocuk oyunudur gözüyle yanaştım grafiklerin ötürü. Evet, eyvallah zıpla hopla puan topla olayı var oyunun. Ama kesinlikle Hobbit kitabını hoş bir dille anlatıyor, kitaba sadık, seslendirmeleri ve müzikleri çok başarılı. WotR ve Hobbit ile Chance Thomas efsanesi ile de tanışıyoruz aynı zamanda. Howard Shore’dan sonra en iyi Orta Dünya bestecisi.
  7. The Fellowship of the Ring (Vivendi, 2002)Filmlerden sonra ilk çıkan LotR oyunu. Farklı bir yapımcısı var. The Hobbit’e çok benzer, hatta neredeyse aynı bir oyun motoru var. Yanılmıyorsam Vivendi’yi Sierra satın almıştı, bu açıdan benzer değil aynı bile olabilir. Değişik, kitaba bağlı bir oyun. Hobbit için yazdığım çoğu şey bu oyun için de geçerli.
  8. The Lord of the Rings Online (Turbine, 2007)
    [Shadows of Angmar, Mines of Moria, Siege of Mirkwood, Rise of Isengard, Riders of Rohan, Helm’s Deep]İlk ve tek MMO kategorisindeki Orta Dünya oyunu. Mekanlar, müzikler, karakterler ve hikaye cidden çok iyi. Bir Orta Dünya aşığının mutlaka girip gezinmesi gereken bir oyun. Zaten açıp da Orta Dünya’yı özgürce gezebileceğiniz başka bir oyun yok. Filmlere göre değil de kitaba göre olması hem artısı, hem eksisi. Artısı, çünkü hikaye kesinlikle daha güzel. Eksisi, çünkü filmlerdeki mekanlar çok daha görkemliydi (gerçi filmlere ister istemez benzetiyorlar mekanları ve karakterleri).

    Bu oyunu BFME kadar bir süre oynamış olmama rağmen, BFME kadar duygusal bir bağım yok. Zira MMO’lardan çok fazla tat almıyorum. Orta Dünya, arkadaşlarla beraber birşeyler yapma, sohbet falan için iyi oyun ama.

  9. The Lord of the Rings: Conquest (Electronic Arts, 2009)EA’in lisans bitmeden son bir hamle çıkardığı oyun (The White Council iptal edildikten sonra). Öncelikle Conquest’i görsel açıdan oldukça tatmin edici buluyorum. Bütün Orta Dünya oyunları arasında en başarılı oyun denebilir görsellik söz konusu olduğunda. Öte yandan EA’nın en son çıkan LotR oyunu olması da bunda büyük etken. Gerçi bu oyunla ilgili söyleyebileceğim tek pozitif şey de bu ne yazık ki. Verilen hiç bir sözün tutulmadığı, EA’nın LotR lisansı bitmeden, vurgun yapar gibi son bir para çarpma amaçlı çıkarttığı bir oyun. 64 kişinin, devasa savaş alanlarında, dengeli sınıflarla oynayacağı bir oyunmuş gibi lanse edildikten sonra, çıkan oyun 16 kişilik, avuç içi kadar haritalarda, süper dengesiz sınıflar ve kötü oyun mekaniğiyle bize sunuldu. Online server’ları da 1 yılı dolmadan kapatıldı (EA’in müşterilerine olan saygısının sıfır olduğunu gösteren bir başka vaka). Campaign’lerini de, ara mission’lar dahil oldukça kötü buluyorum. Halbuki bu oyun duyurulduğunda yapımcı Pandemic’in Star Wars: Battlefront 2 oyununu oynamış olanlar çok umutluydu. Umudumuz boşa çıktı. Bir LotR FPS’si çok daha güzel olabilirdi. Eminim Pandemic yeterli zaman verilseydi, patch çıkarma imkanı sunulsaydı, şahane bir FPS çıkarabilirdi ortaya. Ama EA her zamanki gibi EA’liğini yaptı.
  10. The Lord of the Rings: War in the North (WB, 2011)Kolleksiyonumun en yeni LotR oyunu. LotRO’nun offline ve daha iyi grafikli olanı. Hikayeler, karakterler, mekanlar baya LotRO’dan çarpma. Ama bu durum oyunu kesinlikle kötü bir oyun yapmıyor. Aksine LotR’un en iyi kısımlarını alıp, daha güzel grafikler eklemiş ve MMO olmaktan çıkartmış. Gerçi bu oyunu hiç solo oynamadım. Lysander ve ronartir ile trio şeklinde oynadık. Cidden çok keyifli. Tek eksiği multiplayer aksiyonlarının olmaması fazla. Mesela bir 3v3 atabilsek falan başka bir grupla, bence süper olurdu.
  11. Guardians of Middle-earth (WB, 2012)Bu oyunu yeni aldım ve bilgisayar kaldırmadığı için fazla oynama fırsatım olmadı. Umuyorum ki, yakın zamanda (Ocak 2014 gibi falan) yeni bilgisayarımı alıp akarız bu oyuna da şöyle güzelcene. Bu arada benimle birlikte bu oyunu alıp, onun da bilgisayarı yarı yolda bırakan Noldor’a burdan selamlar :)  (Düzenleme: Biraz test etme imkanı buldum ve kesinlikle rakibi olan diğer oyunlara göre daha güzel bir oyuna benziyor. Online community’si sıkıntılı değilse oynanabilecek cinsten bir oyun)
  12. [BONUS] The Third Age (Electronic Arts, 2004)PC oyunu değil ama bu oyuna da sahibim. Öncelikle bu oyunu baya kazara edindik winterwolf, Valence ve ben. Aslında almak istediğimiz Return of the King’di, ama siparişte çıkan bir karışıklık sonucu elimize bu oyun geldi. İyi ki de bu oyun gelmiş. Hayatımda yaşadığım en keyifli oyun maratonunu bu oyunda tecrübe ettim.

    Öncelikle oyun turn based RPG oyunu. Yepyeni bir tür yani EA LotR oyunları için. 3 karakter var oyunda. Hepimiz bir karakteri oynadık. Arada giren bonus video’lardaki Gandalf ve Saruman seslendirmeleri de ayrı bir güzel. Hikaye ve oyunun akıcılığı baya iyi (oyunun sonu hariç, sonunda baya bitirip gidelim hemen demişler, başarısız olmuş). Ana hikayenin içerisinde ilerleyen yan bir hikayeden söz ediyoruz, ayrı bir fellowship, ama ana karakterle baya bir içli dışlı oluyoruz. Özellikle Helm’s Deep kısmı çok keyifi oyunun.

    Bu maratona giriştiğimizde soğuk gibi bir kış günüydü, ara tatildeyiz. Lapa lapa kar yağıyordu o bir hafta boyunca. Kızılay’da son derece sakin ve tenha bir Playstation kafeye gittik. Elimizde sıcak çikolatalar, her bir yudum içimizi ısıtıyor. Böyle gittik kafeye (tabii buzlu yollarda kayıp düşmemeye de özen gösteriyoruz elimizde sıcak içecekle :) ) Geçtik kafenin kar manzaralı bir köşesine, üç gün boyunca sabahları gittik, akşam oyunu save’leyip ertesi gün devam ettik. Dışarısı buz gibi, içeride biz ayvalık tostumuzu yiyor, çayımızı yudumluyoruz, kar manzarasını izliyoruz, sohbetler, geyikler zaten muhteşem. Böyle içimizi ısıtan, samimi bir ortamda oynadık bu oyunu. Zaten nicklere de bakacak olursanız kar ve kışı seven insanlarız :)

    Sadece bu hoş anı için bile bu oyunun yeri çok özeldir bendeki. Hatıra olsun diye DVD bende kaldı, sonradan solo oynamaya kalkıştım ama aynı tadı alamadım. Oyun yine zevkli falan da, ister istemez insanın aklına o güzel anılar, espriler falan geliyor.

Şimdilik bu kadar diyelim, ileride güncellerim yeni oyunlar listeye eklenirse. GoME’u mutlaka güncellerim zaten.

Orta Dünya’nızın oyunlarla renklendiği keyifli günler dileyerek bitireyim :)

Yazar: bliZZard

Mutlaka Okuyun!

Hufflepuff

UYARI: Bu yazı Harry Potter Serisi ‘nin 7. kitabı ve 8. filminden spoiler içermektedir. Künye …

Bir Cevap Yazın

Hızlı Giriş Yap:



E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir