Son Yazılar

Palantir

 

Palantir

Yapım Tarihi: Ağaçların Yılları sırasında
Yaratıcısı: Feanor
Sahipleri: Feanor, Elendil Hanedanı, Hükmeden Vekilharçlar, Saruman
Diğer İsimleri: Gören Taşlar, Yedi Taş
Bulundukları Yerler: Osgiliath, Minas Ithil, Minas Anor, Orthanc, Amon Sûl, Annuminas, Kule Tepeleri

Feanor Orta Dünya tarihinde hep yapmış olduğu muhteşem mücevherler olan Silmariller’le beraber anılmaktadır. Fakat o daha sonraları Elendil ve soyunun da kullandığı ve uzak mesafeler arasında iletişimi sağlayan Palantiri’yi de yapmıştır.

Ağaçlar Çağı’nda Aman’da Feanor tarafından yapılmış 7 tane kristal küre şeklindeki Taşlar’dır. Sindarin’de karşılığı “Uzakları Gösteren” anlamındadır. Tolkien tarafından “Those That Saw From Far” olarak tanımlanırlar. Tekili “Palantir”, çoğulu ise “Palantiri”dir.

Palantiri; zaman ve mekân içinde uzaktaki ve diğer Taşlar’ın yakınındaki şeyleri gösteren iletişim araçları olarak kullanılmaktaydı. Tüm Palantir Taşları’nın temel özelliği Taşlar arasında görsel bir bağ kurabilmesidir. Taşlar, iletişim kurduğu diğer Taş’a, karşılıklı olarak çevresini ve ona emredileni görüntüler ile iletirdi. Taşları kullananlar zamanla kendilerini geliştirir ve bu Taşlar aracılığıyla istedikleri yöne ve hatta zamansal olarak da geriye veya ileriye yani geleceğe bakmayı öğrenirlerdi. Bu Taşlar’a bakanlar, çok uzaklardaki şeyleri, onların içinde görebilirdi. Büyük bölümü sadece bir başka Taş’ın yakınındaki şeyleri gösterirdi, çünkü Taşlar birbirlerini çağırırlardı; ama iradesi ve düşünceleri güçlü olanlar nereye bakarsa görebilirlerdi.

Palantiri’nin bu özellikleri sayesinde Númenorlular düşmanlarının gizli kalmasını istediği birçok şeyin farkına varabilmişler ve kudretli günlerinde çok az şey onların dikkatinden kaçabilmişti. Númenorlular’ın, Taşlar’ı geniş topraklara sahip Orta Dünya’yı ıslah etmek için kurdukları birimlerin arasında iletişim kurmak üzere kullandıkları söylenmektedir. Bunun yanı sıra Palantiri sayesinde ülkeler arasında hızlı bir iletişim sağlandı. Gondor’un klasik işaret kuleleri Palantiri yok olana kadar işlevlerini yitirmişti. Üçüncü Çağ’ın sonlarına doğru çoğunun kaybolması ve birinin Sauron’un eline geçmesi, Orta Dünya üzerinde varlığını koruyabilmiş diğer Palantir’lerin kullanılmasını çok tehlikeli bir hale getirdi (Bunu, Gandalf’ın Saruman’a Palantir’leri neden kullanılmaması gerektiğini açıklarken görüyoruz).

Palantiri’nin tümüne hükmeden ve onları kontrol eden ana Taş Aman’da Avallone Kulesi’ne konulmuş, kalan yedi Taş ise, Sauron’un gölgesinin altındaki diyara artık daha fazla gelemeyen Eldar tarafından, Elendil’in babası Amandil’e, karanlık günlerinde Númenorlu elf dostu Sadıklar’a rahatlık sağlaması için armağan olarak verilmiştir. Daha sonra ise Númenor’un sulara gömülüşünün ardından Elendil ve oğulları tarafından Orta Dünya’ya götürülmüşlerdi.

Númenor’un yıkılışından önce “Sürgünler” olarak adlandırılan Elendil ve yandaşları, yanlarında Númenor’dan sayısız güçlü ve harika hazineler, değerli aile yadigârları getirmişlerdi; bunlar arasında en ünlüleri “Yedi Taş” ve “Ak Ağaç”tı. Ağaç, Eldar’ın ve Valinor’un ışığının anıtı olarak Minas Ithil’e, Isildur’un evinin önüne dikildi, çünkü yıkımdan önce meyveyi o alıp korumuştu; ama Taşlar paylaştırıldı. Üçünü Elendil aldı, oğulları da ikişer tane. Bu Taşlar arasındaki baş Palantir Osgiliath’ta idi. Diğerlerini aynı anda görme yeteneği olan bu Palantir’i sırasıyla Minas Ithil, Minas Anor, Amon Sûl, Annuminas, Orthanc ve Elostirion kulelerinde yer alan Palantir’ler izler. Elendil’in aldıkları Emyn Beraid ve Amon Sûl kuleleri ile Annuminas kentine yerleştirilmiştir. Oğullarında kalanlar Minas Ithil, Minas Anor, Orthanc ve Osgiliath’tadır.

Denir ki, Emyn Beraid kuleleri gerçekte Númenor sürgünleri tarafından inşa edilmemiştir, onlar Gil-galad tarafından dostu Elendil için yükseltilmiştir ve Emyn Beraid’in Gören Taş’ı, kulelerin en uzunu olan Elostirion’a yerleştirilmiştir. Orasını Elendil onaracak, üzerine sürgünlük hasreti çöktüğünde oraya çıkıp ayıran denize bakıp duracaktı ve inanılır ki, böylece çok uzakları hatta Eressa üzerindeki Avallone Kulesi’ni bile görebiliyordu. O kuleye “Yöneten Taş” yerleştirilmişti ve hala oradaydı.

Elostirion’daki Palantir sadece Eldamar ve Ölümsüz Topraklar’a (Undying Lads) baktığından Elendil’in ölümünden sonra buradaki Palantir’i Eldar korumaya aldı ve Yüzük Savaşları sonunda “Yüzük Koruyucuları”nın (Ringbearer) son yolculuğu sırasında Cirdan tarafından yapılan ak gemiye yerleştirilerek Eldamar’a geri götürülmüştür. Bu Palantir’in elfler tarafından Yüzük Savaşları sırasında kullanılıp kullanılmadığına kayıtlarda rastlanılmamaktadır.

Üçüncü Çağ’ın 1409 yılında Amon Sûl kulesi, Angmar Krallığı tarafından yıkılınca oradaki Taş, Arthedain tarafından Fornost’a getirilmiş ve Annuminas Taşı ile birlikte krallık yıkılana dek orada korunmuş ama Arvedui’nin öldüğü gemi kazası sırasında iki Taş da onunla beraber sulara gömülerek kaybolmuşlardır.

Geriye kalan Orta Dünya üzerindeki dört Taş’tan Osgiliath Taşı; “Akraba Çekişmesi” döneminde, yapılan büyük saldırılar sonunda şehrin yanmasıyla kaybolmuştur.

Minas Ithil Taşı; Minas Ithil’in Nazgûl Efendisi tarafından ele geçirilip Minas Morgul’a dönüştürülmesinden sonra Barad-dûr’a götürülüp Sauron’a verilmiş ve Minas Anor Taşı’nın kullanılması tehlikeli bir hale gelmiştir. Tek Yüzük’ün yok edilmesiyle o da Barad-dûr ile yok olmuştur. Fakat Taşlar’ın gücü çok büyük olduğu için çok küçük bir ihtimal de olsa bu Taş da Dördüncü Çağ’da varlığını sürdürmüş olabilir. Bu nedenle Minas Ithil Taşı’nın akıbeti tam olarak belirli değildir.

Minas Anor Taşı; en son Gondor’un Lordu ve Vekilharcı II.Denethor’un denetimi ve koruması altında Gondor kentinde idi ve Yüzük Savaşları’na dek kullanılmadı ama karısının ölümüyle kederi büyüyen Denethor, Sauron’un plânlarını öğrenmek için Taş’ı sık sık kullanınca bu Taş da Sauron’un iradesine geçmiş oldu. Sauron, görüntüleri fazlasıyla bozdu ve bu Denethor’un çıldırmasına sebep oldu. Denethor, Pelennor Çayırları Savaşı sırasında ellerinde Taş’ı tutarken kendini yaktı. Böylece Taş özelliğini yitirdi ve bu olaydan sonra Taş’a bakıldığında, gösterdiği tek görüntü ateşler içinde onu tutan iki el oldu.

Orthanc Taşı; Üçüncü Çağ boyunca neredeyse hiç kullanılmadı ama Yüzük Savaşları’nın yaşandığı dönemde kullanmaya kalkan Saruman, Sauron’un tuzağına düştü ve onun kontrolü altına girdi.

Miğfer Dibi Muharebesi’nden sonra Orthanc kulesine tutsak edilen Saruman’ın yardımcısı Rohan’lı Grima Solucandil Taş’ı Mithrandir’i (Gandalf) öldürmek için kulenin üst penceresinden Mithrandir’e doğru attı, ancak bu hamleden kurtulan Mithrandir, pek çok sırrı da açığa çıkarmış oldu. Böylece Mithrandir Saruman’ın ihanetinin nedenini bulmuş oldu. Saruman Isengard’a yerleşince Palantir sayesinde Sauron’un plânlarını görmüş, bu Taş’ı kullanarak Sauron ile haberleşmiş ve onun etkisi altında kalmıştır. Ayrıca Sauron’un Saruman’ı bazı yerlerde engellemesi de Palantir sayesinde olmuştur. Bunun yanı sıra Saruman Palantir sayesinde Tek Yüzük hakkında daha fazla bilgi edinmiş ve bu yolla Sauron’a katılmıştır. Orthanc Palantir’i, Saruman’ın Sauron’un kuklası olmasında en büyük etkiyi yapan etkendir. Aynı şekilde Minas Anor Palantir’i de Gondor’un Lordu ve Vekilharcı Denethor üzerinde de büyük bir etki yapmıştır.

Palantir’in Saruman’dan alınmasından sonra Hornburg Kalesi’ne geri dönülmüş ve Gandalf tarafından ele geçirilen Orthanc Taşı daha sonra Taş’ın gerçek sahibi ve kullanıcısı olan Aragorn’a verilmiştir ve onun güçlü iradesi sayesinde iyi amaçlar için kullanılmıştır. Aragorn, Dimhold Yolu’na (Ölülerin Yolu) gitmeden önce Taş’ı kendi iradesine çevirmeyi başarmış, kendi isteği doğrultusunda kullanarak kendini Sauron’a göstermiştir. Ayrıca Aragorn, Palantir’i Gondor’un güney sahillerine yaklaşmakta olan Umbar korsanlarının filosunu görmek ve Sauron’un plânlarını öğrenmek için kullanmış, bu da onu Dimhold Yolu’ndaki seyahatine ikna etmiştir. Yüzük Savaşları sonunda, Aragorn hem Orthanc hem de Minas Anor Palantir’ine sahip olmuştur.

Tüm bunların yanı sıra Orthanc Palantir’i Gandalf tarafından Aragorn’a verilmeden önce Peregrin Took (Pippin) tarafından kullanılmaya çalışılmıştır.

“Gören Taşlar” (The Stones of Seeing) ve “Yedi Taş” (Seven Stones) diye de anılan Taşlar’ın en az iki tanesi Dördüncü Çağ’a kadar gelmiştir.

Kaynakça
1) Yüzüklerin Efendisi Yüzük Kardeşliği; Metis Yayınları
2) Yüzüklerin Efendisi İki Kule; Metis Yayınları
3) Yüzüklerin Efendisi Kralın Dönüşü; Metis Yayıları
4) Silmarillion; İthaki Yayınları
5) Bitmemiş Öyküler; İthaki Yayınları

 

Mutlaka Okuyun!

Malbeth

Arthedain krallığı’nın 14’üncü kralı Araphant zamanındaki kahinidir. Malbeth en az iki tane Isildur hanedanının geleceğini …

Bir Cevap Yazın

Hızlı Giriş Yap:



E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir