Son Yazılar

Huan

Huan

Huan Orta Dünya’da doğmamış, Kutlu Diyar’dan gelmişti. Orome uzun zaman önce onu Valinor’dayken Celegorm’a vermişti. Huan, Celegorm ile sürgüne geldi ve böylece o da Noldor’un üzerine çöken keder yazgısının hükmüne girdi, ölümle karşılaşacaktı, ancak dünya üstünde yürüyen en güçlü kurtla karsı karsıya geldiğinde.

Celegorm ve Curufin, Doriath’ın batı çıkışında dinlenirken, Huan ağaçların altındaki gün ışığında bir gölge gibi kaçan Lûthien’i buldu.

Çünkü hiçbir şey Huan’ın gözlerinden ve keskin koklama duyusundan kaçamazdı, ne de herhangi bir büyü onu durdurabilirdi ne de uykuya teslim olurdu.

Huan onu Celegorm’a götürdü ve Lûthien, onun bir Noldor prensi, Morgorh’un düşmanı olduğunu öğrenerek sevindi; pelerinini çıkararak kendisini tanıttı.O sırada Celegorm ona aşık oldu.Ve onu kandırarak Nargothrond’a getirdi orada tutsak etti ve Thingol’e evlenme isteğini iletti.

Ama Huan temiz yürekliydi ve Luthien’in aşkı karşılaşmalarının ilk anından itibaren onu etkilemişti; tutsaklığına üzüldü. Bu yüzden sık sık odasına geldi; geceleri kapısının önünde yattı, çünkü kötülüğün Nargothrond’a geldiğini hissetmişti. Lûthien, yalnızlığının içinde sık sık Morgoth’a hizmet etmeyen tüm kuşların ve hayvanların dostu olan Beren’i anlatarak Huan’la konuştu; Huan tüm konuşulanları anladı.

Çünkü o konuşan her şeyin dilini anlardı; ama ölümünden önce sadece üç kez sözcüklerle konuşmasına izin verilmişti.

Huan, Lûthien’e yardım etmek için bir plan yaptı; ve bir gece vakti gelerek pelerinini getirdi, öğütler vererek ilk kez konuştu. Sonra onu gizli yollarla Nargothrond’dan çıkardı, birlikte kuzeye kaçtılar; gururundan vazgeçip kızın, Orkların zaman zaman büyük kurtlara bindiği gibi, üzerine binmesine izin verdi.

Sonunda Sauron’un ele geçirdiği adaya Tol-Sirion’a vardılar buranın çukurlarında esir tutuluyordu Beren yoldaşlarının hepsi ölmüştü. Luthien Beren’e kendini duyurmak için Şarkı söyledi sesi duyan Sauron onun üzerine bir kurt saldı. Fakat Huan onu öldürdü.

Sauron teker teker diğerlerini de gönderdi; Huan onları teker teker boğazladı. Fakat Sauron kadim bir kötüydü. Draugluin’i, Angband’daki kurtadamların efendisi ve babasını gönderdi. Gücü çok büyüktü; Huan ile Draugluin’in mücadelesi uzun ve şiddetliydi. Ama sonunda Draugluin kaçıp kuleye sığınarak Sauron’un ayakları dibinde öldü; ölürken efendisine dedi ki:

“Huan orada.”

Sauron, o ülkede herkesin bildiği gibi, Valinor’un kurt köpeği için emredilen yazgıyı biliyordu, bunu kendisinin başarabileceğini düşündü. Bu yüzden bir kurtadam suretine bürünerek kendini dünya üzerinde yürümüş en güçlü kisi yaptı; ve kazanmak için köprünün ağzına ilerledi.

Yaklaşmasının dehşeti öyle büyüktü ki Huan kenara sıçradı. Sonra Sauron, Lûthien’in üstüne atıldı; kız onun gözlerindeki korkunç ruhun kötülüğü ve soluğunun pis dumanı yüzünden bayıldı.

Ama Lûthien düşerken onun gözlerinin önüne koyu pelerininin bir kıvrımını fırlattı; Sauron sendeledi, çünkü çabuk geçen bir uyuşukluk içinde kalmıştı. Sonra Huan atıldı. Huan ve Kurt-Sauron’un mücadelesi basladı, uluma ve havlayışlar tepelerde yankılandı; vadinin öte yakasındaki Ered Wethrin’in duvarları üstündeki nöbetçiler, bu sesleri uzaklardan duyarak korku içinde titrediler. Ama ne büyücülük ne büyü, ne pençe ya da zehir, ne şeytanın marifeti ne de hayvan kuvveti Valinor’lu Huan’ı yenemezdi.

Düşmanı boğazından yakalayıp yere fırlattı Sonra Sauron, biçim değiştirerek yılan suretine ve ardından alışılmış suretine dönüştü; ama bedenini tamamen terk etmeden Huan’ın kavrayısından kurtulamazdı. Kötü ruhu karanlık yuvasını terk etmeden önce Lûthien yanına geldi ve et suretinden sıyrılmasını, hayaletinin titreşerek Morgoth’a gönderilmesi gerektiğini söyledi; ve dedi ki:

“Kulenin yönetimini bana teslim etmedikçe çıplak varlığın, orada ebediyyen Morgoth’un gözleriyle delinecek ve aşağılanmanın eziyetine katlanacak.”

Sauron kabul etti, Lûthien adanın ve oradaki her şeyin yönetimini aldı; ve Huan onu serbest bıraktı. Sauron hemen, ayın önünden geçen karanlık bir bulut gibi vampir suretine bürünüp boğazından ağaçların üzerine kan damlatarak kaçarak Taur-nu-Fuin’e ulaştı ve bölgeyi dehşetle doldurarak oraya yerleşti.

Şimdi Beren ve Lûthien yeniden özgürdüler ve birlikte yeniden ormanda dolaştılar; kış gelmesine rağmen bu onları incitmedi, çünkü Lûthien’in gittiği yerlerde çiçekler kolay kolay solmadı, kuşlar karla kaplı tepelerin altında öttü. Huan sadık olarak efendisi Celegorm’a dönmüştü; ancak onların sevgisi eskisinden daha azdı.

Beren ve Luthien konuşarak başka hiçbir şeye dikkat etmeden yürürlerken, Celegorm ve Curufin ormandan hızla at sürerek geçiyordu; kardeşler onları uzaktan görüp tanıdılar. Sonra Celegorm atını çevirip Beren’i devirmeyi amaçlayarak üzerine mahmuzladı; Curufin yoldan ayrılıp eğilerek Lûthien’i eyerine aldı çünkü güçlü ve yetenekli bir biniciydi. Sonra Beren Celegorm’un atının önünden zıplayıp kendisini geçen Curufin’in atının üzerine sıçradı. Curufin’i boğazından yakalayıp geriye doğru savurdu, birlikte yere düştüler. At şahlanıp düştü, Lûthien üzerinden savrulup çimenlerin üzerinde serilmişti. Beren, Curufin’i boğuyordu; ama Celegorm üzerine bir mızrakla saldırdığı için ölüm ona da yakındı. O an Huan, Celegorm’un hizmetini terk ederek üzerine atladı, öyle ki at yana doğru saptı, koca kurt köpeğinin dehşetinden Beren’e yaklaşamayacaktı. Celegorm kurt köpeği ve atı lanetledi ama Huan kıpırdamadı. Sonra Lûthien ayağa kalkarak Curufin’in öldürülmesini engelledi.

Ama Curufin, utanç ve kötülükle dolarak Celegorm’un yayını aldı ve giderlerken arkasına bir ok attı; ok, Lûthien’e yöneltilmişti. Huan atılarak onu ağzıyla yakaladı Curufin yeniden attı ve Beren, Lûthien’in önüne geçti, ok göğsüne saplandı. Huan’in Feanor oğullarını kovaladığı, onların da korku içinde kaçtıkları anlatılır; ve döndüğünde Lûthien’e ormandan sifalı bir bitki getirir. Kız o yaprakla Beren’in kanamasını durdurur, hüneri ve sevgisiyle onu iyileştirir. Huan ikinci kez sözcüklerle konuşmasında ise Luthien’i geri dönmeye ikna eden Beren’e öğütler verdi.

“Artık Lûthien’i ölümün gölgesinden kurtaramazsın çünkü şimdi aşkı yüzünden onun hükmü altında. Yazgından vazgeçebilir ve yasamın sürdükçe bosuna huzuru arayarak onu sürgüne götürebilirsin. Ama yazgını reddetmezsen, o zaman ya Luthien terk edilmiş olarak tek basına ölecek ya da önünde uzanan umutsuz, ama belirsiz yazgıya seninle birlikte meydan okuyacak. Ne daha fazla öğüt veriyorum ne de yolunuzda ilerleyebilirim. Ama yüreğim Kapı’nın önünde bulacağınız şeyi hissediyor, orada kendimi göreceğim. Başka her şey benim için karanlık; ancak üçümüzün yollan da Doriath’a ulaşacak ve ölümden önce karşılaşacağız.”

Beren, Luthien’in, ikisininde bu yazgıdan ayrılamayacağını anladı ve Luthien’i geri dönmek için ikna etmeye çalışmadı.

Huan’ın öğüdü ve Luthien’in ilmiyle Draugluin’in suretine büründü, kız da Thuringwethil’in kanatlı kötülüğüne. Beren bakıldığında, gözlerindeki gerçekten zalim ama masum bir ruh parıltısı dışında, tüm yönleriyle bir kurtadam olmuştu.Böylece Angband’a kolaylıkla girebileceklerdi.

Kapıda karşılaşmayı hiç beklemedikleri bir nöbetçi olduğu için ümitsizliğe kapıldılar. Morgoth’a, civardaki Elf prenslerinin ne olduğunu bilmediği bir şeyler tasarladığı hakkında söylentiler ulaşmıştı ve ormanın geçitlerinden daima Valar’ın tasmasız büyük kurt köpeği Huan’ın uluması duyuluyordu. Morgoth, Huan’ın yazgısını hatırlayıp Draugluin’in neslinden yavrular arasından birini seçti; kendi eliyle canlı etle besleyip gücünü onun üzerine yaydı. Kurt hiçbir deliğe sığmayana kadar hızla büyüdü, Morgoth’un ayaklarının dibinde iri cüssesiyle ve daima açlık içinde uzandı. Orada cehennemin atesi ve acıları içine yerleşti, güçlü, korkunç ve işkence edilmiş yok edici bir ruhla doldu. O günleri anlatan hikâyelerde Kızıl Ağız, Carcharoth ve Susuzluğun Ağzı, Anfauglir diye adlandırıldı. Morgoth onu Huan’ın gelişine karşı Kapının önüne dikmişti.

Carcharoth onları uzaktan gördüğünde içi şüpheyle doldu; çünkü uzun süre önce Drauglin’in öldüğüne dair haberler Angband’a ulaşmıştı. Yaklaştıklarında girmelerine izin vermeyip durmalarını emretti; çevrelerindeki havada garip bir şey koklayarak kötülük içinde yaklaştı. Ama aniden eski kadim ırktan bir güç inerek Luthien’e sardı büründüğü iğrenç sureti terk ederek Carcharoth’un gücü önünde küçük ama parlak ve korkutucu bir şekilde dikildi. Elini kaldırarak ona uyumasını emretti ve dedi ki:

“Ey kederli ruh, şimdi karanlık bir unutusun içine gir, bir süre için yasamın korkunç yazgısını unut.”

Ve Carcharoth, sanki üzerine yıldırım düşmüş gibi yıkıldı.

Beren ve Luthien Silmarillerden bir tanesini çalıp kaçtıktan sonra Menegroth’a gitti ve orada Doriath’lı Kralı Thingol ile buluştular.Ama Macera daha bitmemişti.

Carcharoth her gün Menegroth’a yaklaşırken, hikâyelerin hayvan takiplerinin en tehlikelisi diye anlattığı Kurt’un Avlanısı’na hazırlandılar. Ava, Valinor’un kurt köpeği Huan, Ağır Elli Mablung, Güçlüyay Beleg, Erchamion Beren ve Doriath Kralı Thingol katıldı. Bir sabah at sürüp Esgalduin Nehri’ni aştılar. Avcılar doğuya ve kuzeye yöneldiler, nehrin akışını izleyerek sonunda dimdik çağlayanların üzerine bir sel gibi akan Esgalduin’in kuzeyinin aklarında karanlık bir vadide Kurt Carcharoth’a rastladılar. Carcharoth, çağlayanın dibinde yok edici susuzluğunu gidermek için içiyor ve uluyordu, böylece farkına vardılar. Uzaktan yaklaşmalarını gördü ama saldırmak için acele etmedi. Belki de Esgalduin’in tatlı sularıyla bir süre için acısı hafiflemiş olarak, yüreğinin şeytansı kurnazlığı canlandı; ona doğru at sürerlerken yan tarafındaki derin bir çalılığa girip orada gizlenerek yattı. Avcılar bölgenin etrafına nöbetçiler yerleştirip beklediler ve gölgeler ormanda uzadı.Beren, Thingol’un yanında duruyordu, birden Huan’ın yanlarından ayrılmış olduğunu fark ettiler. Sonra sık çalılığın içinden büyük bir uluma geldi; çünkü Huan sabırsızlanıp, kurdu arayarak saklandığı yerden çıkarmak için tek basına gitmişti. Ama Carcharoth ondan uzak durarak dikenlerin arasından fırlayıp aniden Thingol’un üzerine atladı. Beren hızla Thirıgol’ün önüne elinde mızrağıyla geçti ama Carcharoth onu yana sürükleyip yere yıktı ve göğsünü ısırdı. O anda Huan çalılıktan fırlayıp Kurt’un üzerine atladı, şiddetle dövüşerek yere düştüler; hiçbir kurt ve kurt köpeğinin mücadelesi buna benzemiyordu.

Çünkü Huan’ın ulumasında Orome’nin borularının, Valar’ın öfkesinin sesi duyuldu ama Carcharoth’un ulumalarında Morgoth’un nefreti, çelik dişlerden daha zalim kötülük vardı; haykırışlanyla tepelerden kayalar parçalanıp Esgalduin çağlayanlarına düşüyordu.Orada ölümüne dövüşüyorlardı; ama Thingol bunu önemsemeyip Beren’in kötü şekilde yaralandığını görerek yanına diz çöktü. Huan, Carcharoth’u öldürdü; ama orada, Doriath ormanında, uzun süre önce söylenmiş yazgısı da tamamlanmıştı; ölümcül yaralar almış, Morgoth’un zehiri içine işlemişti. Beren’in yanına gelip yere yığıldı, üçüncü kez sözcüklerle konuştu; ölmeden önce Beren’e elveda dedi. Beren konuşmadı ama elini kurt köpeğinin basına koydu, böylece ayrıldılar.

 

Mutlaka Okuyun!

Tar-Ancalime

Irk: İnsanDil: Adunaic, Sindarin ve QuenyaCinsiyeti: KadınSoy: Numenorlu- Elros HanedanıEbeveynleri: Kral Tar-Aldarion ve Kraliçe ErendisEşi …

Bir Cevap Yazın

Hızlı Giriş Yap:



E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir