Son Yazılar

Galadriel

 

galadriel_by_lotsoflowe-d7ac7tu

Künye:

Irk: Elf
Soy: Noldor Elfleri
Diller: Quenya, Sindarin, Telerin, Nandorin, Ortak Lisan bilinenler bunlar, daha fazla olması muhtemeldir.
Cinsiyeti: Kadın
Doğum Tarihi: Ağaçların Çağı, 1362 yılı
Ölüm Tarihi: Bilinmiyor (3. Çağ, 29 Eylül 3021 tarihinde Valinor’a yelken açtı.)
İkamet Ettiği Yerler: Tirion, Doriath, Lindon, Eregion, Lothlórien( Caras Galadhon adlı sarayında)
Ebeveynleri: Finarfin(baba) ve Eärwen(anne)
Eşi ve Çocukları: Kocası Celeborn, kızı Celebrían, torunları Arwen, Elladan ve Elrohir
Saç ve Göz Rengi: Ağaçların Işığına sahipmişçesine parlayan altın sarısı saçlar ve parlak mavi gözler
Boy: 1,95 metre (6,4 ft.) civarı
Silahları: Büyü, Nenya

 

Galadriel, Noldor Elflerindendi. Finarfin’in kızı ve Finrod’un kız kardeşi,Celeborn’un karısı, Celebrian’ın annesi ve Arwen’in büyükannesiydi. Lórien’in Hanımı, Galadhrim’in Hanımı, Işığın Hanımı, Ormanın Hanımı, Alatáriel, Altáriel, Artanis, Nerwen gibi isimlerle de adlandırıldı.

İlk Çağda Galadriel

Galadriel, Feanor’un isyan edip Noldor’un Valinor’u terk etmeye karar verirken soylu prenslerin arasındaki tek kadındı. Galadriel yemin etmedi ama, Feanor’un Orta-Dünya ile ilgili sözlerine gönülden katılıyordu. Geniş toprakları keşfetmek ve kendi iradesiyle yöneteceği bir krallığa sahip olmak istiyordu. Galadriel, Akraba Kıyımı’ndan sonra babasının sözünü dinlemeyerek, kardeşi Felagund Finrod ile Helcaraxe’nin soğuk kalbinden geçerek Orta-Dünya’ya yol aldı.

Galadriel Orta-Dünya’ya vardıktan sonra uzun bir süre Doriath’ta yaşadı.Orada Thingol karısı Maia Melian’ın yanında Lembas yapımı gibi bir çok sanat öğrendi ve bilgeliği arttı. Erkek kardeşi Felagund Finrod Nargothrond’da kendi krallığını kurduktan yanından ayrıldı ama Galadriel onu izlemedi. Çünkü Doriath’ta Thingol’un akrabalarından Celeborn yaşıyordu ve aralarında büyük bir aşk vardı ve Doriath yıkılana kadar orada yaşadılar.

Doriath’ın düşüşünden sonra Galadriel ve Celeborn Gemiyapımcısı Cirdan’ın yanında Limanlarda yaşadılar. Öfke Savaşı’ndan sona erip Morgoth mağlup edildikten sonra Celeborn ile Aman’a dönmek istediler. Lakin Valar buna izin vermedi çünkü o Orta-Dünya’da kalan son Noldor soylularından biriydi.

İkinci Çağda Galadriel

Galadriel’e İkinci Çağda Annatar kılığındaki Sauron’un gerçek yüzü ortaya çıkarıldıktan sonra elflerin 3 güç yüzüğünden biri olan Nenya verildi. Çünkü o Orta Dünya’da kalan tüm Elflerin en güzeli, en kudretlisiydi.

İstari büyücüleri Curunir(Saruman), Mithrandir(Gandalf) ve Radagast geldikten sonra Orta-Dünya’da daha etkin rol almıştır.Ak Divan diye anılan Bilgeler Divanı’nın ilki toplandı, divana Elrond, Galadriel, Círdan ve diğer Eldar efendilerinin yanı sıra Mithrandir ile Curunír katıldı. Sauron yaptığı işler konusunda en fazla inceleme yapıp onu en iyi tanıyan Curunír (Ak Saruman) olduğu için reisleri olarak seçildi. Galadriel, aslında Divan başının Mithrandir olmasını diliyordu, Saruman onlara biraz tepeden bakıyordu, çünkü kibri ve hükmetme arzusu çok büyümüştü; ama Mithrandir görevi reddetti.

Üçüncü Çağda Galadriel

Galadriel Üçüncü Çağda Dünya değiştikten sonra Orta Dünya’da 3 büyük elf yüzüğünden biri olan Nenya ‘nın yardımı ile Lothlorien ülkesini kurdu.

Yüzük Kardeşliği Gandalf’ın Moria’da düşüşünden sonra Lothorien’e Haldir tarafından yakalanıp götürülmüştür. Ağacın gövdesinin hemen dibinde, üstü canlı dallarla taçlanmış yan yana iki koltukta Celeborn ile Galadriel oturuyordu. En kudretli krallar için bile geçerli olan elf âdetleri uyarınca, konuklarını karşılamak için ayağa kalktılar. Çok uzun boyluydular, Hanım da Bey kadar uzundu; vakur ve güzeldiler. Tamamıyla beyaza bürünmüşlerdi; Galadriel’in saçı derin bir altın rengindeydi; Celeborn’un saçı gümüş rengi, uzun ve parlaktı; fakat gözlerinin derinliğinden başka üzerlerinde yaşlarına dair hiçbir iz yoktu; gözleri yıldız ışığındaki keskin mızraklara benziyordu, ama bir yandan da derin hatıra kuyuları gibi dipsizdi.

Haldir Frodo’yu onların huzuruna götürdü ve Bey onu kendi dilinde buyur etti. Galadriel Hanım bir şey söylemedi, ama uzun uzun baktı yüzüne.

Celeborn: “Koltuğumun yanına oturunuz şimdi Shire’lı Frodo!” dedi Celeborn. “Herkes teşrif ettiğinde hep birlikte konuşacağız.” “Hoş geldiniz Arathorn oğlu Aragorn!” “Dışarıdaki dünyanın sekiz ve otuz yılı geçti siz bu topraklara geleli; üzerinizde bu yılların ağırlığı görünüyor. Fakat ister hayır ister şer olsun, sona az kaldı. Burada yükünüzü bir zaman indirin omuzlarınızdan!”

“Hoşgeldiniz Thranduil oğlu! Akrabalarım pek nadir gelebiliyor Kuzey’den buraya kadar.”

“Hoşgeldiniz Glöin oğlu Gimli! Caras Galadhon’da Durin’in halkından birini görmeyeli çok zaman olmuştu gerçekten. Lâkin bugün bu eski kanunumuzu bozduk. Umalım ki bu, günümüzde dünya karanlık da olsa, daha güzel günlerin yakın olduğunun ve halklarımız arasındaki dostluğun yenileneceğinin işareti olsun.”

Bütün konuklar Celeborn’un koltuğunun önüne oturtulunca, Bey tekrar onlara baktı.

Celeborn: “Burada sekiz kişi var,” “Dokuz kişi çıkacaktı yola; haberler öyle diyordu. Lâkin belki de tasarılarda bizim duymadığımız bir değişiklik olmuştur. Elrond çok uzaklarda, aramızda da karanlıklar toplanmakta ve bu yıl boyunca gölgeler daha da uzadı.”

Galadriel: “Hayır, tasarılarda bir değişiklik olmadı,” “Gri Gandalf da Grup ile birlikte yola koyulmuştu, ama bu ülkenin sınırlarından girmedi. Şimdi bize onun nerede olduğunu söyleyiniz; çünkü onunla bir kez daha konuşmayı çok arzu ediyordum. Lâkin Lothlorien’in çitlerinin içine girmedikçe onu uzaktan gözleyemiyorum: Etrafında gri bir pus var; ayaklarının ve aklının yollan da gözümden gizlidir.”

Aragorn: “Heyhat!” “Gri Gandalf artık gölgelere düştü. Moria’da kaldı, çıkamadı.”

Galadriel: “Maceranız bizce bilinmekte. Lâkin burada daha açık olarak bahsetmeyeceğiz bundan. Yine de, herhalde Gandalf’ın da amaçlamış olduğu gibi, yardım istemek için bu ülkeye gelmiş olmanız boşa çıkmayacaktır muhtemelen. Çünkü Galadhrim Beyi Orta Dünya’daki elflerin en yüksek irfanlısı ve kralların gücünün ötesinde armağanlar veren bir elf olarak tanınır. Şafak günlerinden beri Batı’da yaşamıştır, ben de artık sayılamayacak kadar uzun bir zamandır onunla yaşamaktayım; Nargothrond yani Gondolin düşmeden önce dağlan geçmiştim ve dünyanın bunca çağı boyunca yenilgiye giden bu uzun yolda birlikte savaş verdik.

“Ak Divan’ı ilk toplayan ben idim. Ve eğer planlarım bozulmasaydı divanı Gri Gandalf yönetecek, olaylarda belki başka şekilde gelişecekti. Lâkin, hâlâ ümit var. Size, şunu yapın, bunu yapın, diye öğüt vermeyeceğim. Çünkü yapmakta, kurmakta veya yollar arasında tercih göstermekte değil; ancak geçmişi, hali ve kısmen de geleceği bilmektedir benim kudretim. Lâkin şu kadarını söyleyeceğim size: Maceranız bir bıçağın sırtındadır. Biraz yoldan çıkarsanız, yenilip herkesin mahvına sebep olursunuz. Yine de Grup gayesine sadık olduğu sürece ümit olacaktır.”

Ve bu sözlerle Galadriel gözlerini onlara dikti ve sessizce hepsini teker teker süzdü. Legolas ve Aragorn dışında hiçbiri gözlerini kaçırmadan uzun süre duramadılar bu bakışlar karşısında. Sam hemencecik kızararak başını öne eğdi.

Kardeşlik gücünü topladıktan sonra Galadriel Sam ile sohbet eden Frodo’yu yanına çağırdı.

Yana sapıp onları Caras Galadhon’un güney yamacına doğru götürdü ve yüksek yeşil çalılardan geçerek etrafı kapalı bir bahçeye vardılar. Burada hiç ağaç yetişmemişti, gökyüzüne açık olarak duruyordu. Akşam yıldızı yükselmiş, batı ormanlarının üzerinde beyaz bir ateşle yanmaktaydı. Uzun bir merdivenden aşağıya, tepedeki çeşmeden kaynayan gümüş derenin mırıldanarak aktığı derin yeşil bir çukura indi Hanım. Çukurun dibinde, dallanmış budaklanmış bir ağaç gibi yontulmuş olan alçak bir kaide üzerinde gümüşten bir tas, yanında da gümüş bir ibrik duruyordu. Galadriel tası derenin suyuyla ağzına kadar doldurup üzerine üfledi, su tekrar durulduğunda konuştu.

Galadriel: “İşte Galadriel’in Aynası,sizi buraya eğer dilerseniz Ayna’ya bakasınız diye getirdim.”

Frodo: “Neye bakacağız ve ne göreceğiz?”

Galadriel: “Ayna’nın pek çok şeyi meydana çıkarmasını sağlayabilirim bir buyruğumla ve kimilerine görmek istedikleri şeyleri de gösterebilirim. Lâkin ayna beklenmedik şeyler de gösterir ve bunlar bizim görmek istediklerimizden daha acayip ve daha faydalı şeyler olurlar, İşi Ayna’ya bırakırsanız, ne göreceğinizi bilemem Çünkü Ayna, olmuş, olan ve olabilecek şeyleri gösterir. Lâkin en bilgeler bile bunlardan hangisini gördüğünü anlayamaz bazen. Bakmak istiyor musunuz?”

Frodo: “Bakmamı tavsiye eder misiniz?”

Galadriel: “Hayır,” “Ne öyle yapın, ne böyle yapın diye öğüt vermem ben. Danışılacak bir kişi değilim. Bir şey öğrenebilirsiniz; gördüğünüz şey hayır da olabilir şer de, bu sizin için kârlı da olabilir, yararsız da. Görmek hem iyidir hem de tehlikeli. Yine de Frodo, benim fikrimce sizde bu riski göze alacak kadar cesaret ve bilgelik var, yoksa sizi buraya getirmezdim. Nasıl dilerseniz öyle yapın!”

Frodo’nun başı aşağıya doğru çekildi. Ayna sanki ısınmaya başlamıştı, sudan buhar lüleleri yükseliyordu. Frodo öne doğru kaymaktaydı.

Galadriel: “Sakın suya dokunmayın! Son gördüğünüz şeyin ne olduğunu biliyorum,çünkü aynı şey benim de zihnimde mevcut. Korkmayın! Lâkin, Lothlörien ülkesinin Düşman’a karşı, sadece ağaçlar arasında şarkılar söylemekle ve hatta elf yaylarının ince oklarıyla korunuyor ve muhafaza ediliyor olduğunu da zannetmeyin. Size diyorum ki Frodo, şu anda sizinle konuşurken dahi Karanlıklar Efendisi’ni sezebiliyor, aklından geçenleri biliyorum; en azından elfleri ilgilendiren bütün düşüncelerini biliyorum. O ise hiç durmadan beni ve düşüncelerimi görebilmek için uğraşmakta. Lâkin kapı hâlâ kapalı!”

Beyaz kollarını kaldırdı ve reddeder, inkâr edercesine ellerini Doğu’ya doğru uzattı. Elflerin en sevgilisi, Akşam Yıldızı Eârendil, yukarda tüm berraklığıyla parlamaktaydı. O kadar parlaktı ki yıldız, Elf Hanım’ın sureti yerde hafif bir gölge bırakıyordu. Yıldızın ışınlan Hanım’ın parmağındaki yüzüğü sıyırıp geçti; yüzük gümüş bir ışıkla kaplanmış parlak altın gibi ışıdı ve sanki Akşam Yıldızı yere inip Hanım’ın eline konmuş gibi tek bir beyaz taş yanıp söndü. Frodo yüzüğe hayretle bakakaldı; çünkü aniden anlar gibi olmuştu.

Galadriel: “Evet,” “bu konuda konuşmaya izin yoktur; Elrond size açıklayamadı. Lâkin bu Yüzük Taşıyıcısı’ndan, Göz’ü görmüş birinden gizlenemez. Gerçekten de, Lörien ülkesinde, Galadriel’in parmağında durmakta Üçler’den biri. Bu Nenya, ben de onun muhafızıyım.”

Frodo: “Hem irfan sahibi, hem korkusuz, hem zarifsiniz Galadriel Hanım.Eğer isterseniz Tek Yüzük’ü size veririm. Bu benim için fazla büyük bir mesele.”

Galadriel: Yüzüğü bana kendi rızanızla vereceksiniz! Karanlıklar Efendisi’nin yerine bir Ece oturtacaksınız. Ve ben karanlık da olmayacağım, Gündüz ve Gece gibi çok güzel ve korkunç olacağım! Deniz gibi, Güneş gibi, Dağ’daki Kar gibi zarif! Fırtına ve Şimşek gibi korkunç! Dünyanın temellerinden daha güçlü. Herkes beni sevecek ve önümde çaresiz kalacak!”

Elini kaldırdı; takmakta olduğu yüzükten sadece onu aydınlatıp, geri kalan her şeyi karanlıkta bırakan büyük bir ışık çaktı. Frodo’nun önünde, artık ölçülemeyecek derecede uzun boylu, dayanılmayacak kadar güzel, korkunç ve tapılacak biri gibi duruyordu. Sonra indirdi elini; ışık soldu, tekrar güldü aniden. Ve o da ne küçülmüştü: Sadece beyazlara bürünmüş, kibar sesi yumuşak ve hüzünlü, ince bir elf kadınıydı.

Galadriel: “Sınavı geçtim, gücüm zayıflayacak, Batı’ya gideceğim ve Galadriel olarak kalacağım.”

Galadriel diğer gün onlara paha biçilemeyecek değerde hediyelerle uğurladı. Ki bunlardan birisi Earendil ‘in yıldızının ışığının hapsedildiği ve salladıkça ışık yayan Galadriel’in şişesiydi. Ve Gimli’yede kendi saç tellerinden üç adet hediye etti.

Galadriel Kara Kule’nin çöküşünden ve Sauron’un Gölge’nin içlerine kaçışıyla ona karşı savaşanların tamamının yüreği ferahlamıştı; ama hizmetkârlarıyla yoldaşlarının üzerine büyük bir korku ve umutsuzluk çökmüştü. Lórien, Dol Guldur’dan üç kez saldırıya uğramıştı, ama o diyardaki elf halkının yiğitliklerinin yanında o topraklara yerleşmiş olan güç o kadar uluydu ki yenilmediler, ancak Sauron’un kendisi bu saldırılarda yoktu. Sınırlardaki güzelim ormanların, keder verici büyük zararlara uğramasına rağmen saldırılar geri püskürtüldü ve Gölge geçtiğinde Celeborn öne çıkarak sayısız tekneyle Lórien ordusunu Anduin’den geçirdi. Dol Guldur’u ele geçirdiler, Galadriel kalenin duvarlarını yıktı, zindanlarını açtı ve orman temizlendi.

Yüzük yok edildikten ve zarif Nenya solduktan bir süre sonra Elrond, Frodo ve Gandalf ile birlikte Cirdan ‘ın yapmış olduğu gemi ile Batı’ya geri döndü.

İsimleri ve Lakapları:

Galadriel – galad Quenya’da -ışık , rî (r) taç, iell ise kız manasına gelmektedir. Yani ‘Işıkla Taçlandırılmış Kız’ anlamına gelir.
Galadhriel – Bu ise Sindarin dilinde Ağaçlar’ın Hanımı olarak düşünülebilir.
Alatáriel – Bu isim Telerin dilindedir ve Galadriel’e Celeborn tarafından verilmiştir. Anlamı ‘Işıktan Taçla Taçlandırılmış Bakire’
Artanis – Bu isim onun baba-ismidir.( Yani bir Elfe doğumunda babası tarafından verilen isim.) Anlamı Quenya dilindeki arta, soylu ve nis, kadın kelimelerinin birleşiminden oluşan ‘Soylu Kadın’.
Nerwen – Güçlü Kadın anlamındadır.
Ak Hanım – Giyim tarzından gelen bir isim.
Lórien’in Hanımı
Işığın Hanımı
Galadhrim’in Hanımı
Orman’ın Hanımı

 

Mutlaka Okuyun!

Malbeth

Arthedain krallığı’nın 14’üncü kralı Araphant zamanındaki kahinidir. Malbeth en az iki tane Isildur hanedanının geleceğini …

Bir Cevap Yazın

Hızlı Giriş Yap:



E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir