Son Yazılar

Earendil

 

Earendil

Irk: Yarıelf
Dil: Quenya
Cinsiyeti: Erkek
Soy: Noldorin-Edain
Doğum Tarihi: 1.Çağ 503
Ölüm Tarihi: Son Savaş’a dek gemisi Vingilot’la gökyüzünde dolaşmıştır.
İkamet Ettiği Yerler: Gondolin, Sirion Limanları
Ebeveynleri: Tuor ve Idril
Diğer İsimler: Ardamírë, Azrubêl
Ünvanı: Arvernien Lordu, Denizci, Kutlu, Yüksek Umut’un Yıldızı

Morgoth’a karşı Valar’ın yardımını getiren Elf denizci. Earendil ilk çağın 503 yılında Gondolin’de doğmuştu. Babası Dor-Lomin halkından Huor oğlu Tuor annesi Gondolin Kralı Turgon’un kızı Celebrindal Idril’di. Earendil bir yarım elf yani Peredhil’di. Elflerin zekası ve güzelliği, insanların kuvveti gücü onda birleşmişti.

Çocukluğu annesi Celebrindal Idril’in babası Turgon tarafından yönetilen Gondolin’de geçmişti. Saklı Krallık Gondolin’in etrafı dağlarla çevriliydi ve Morgoth yerini bilmiyordu. Ama Morgoth Maeglin’i yakalamış ve kendisine şehrin yerini söylerse Celebrindal Idril’in ve şehrin yönetiminin onun olabileceğini söylemiş ve Maeglin’i ikna etmeyi başarmıştı.

Tuor ve Idril’in oğullarının yedi yaşına bastığı yıl yani 510 yılında Morgoth Gondolin’e saldırmaya hazırdı.

Morgoth’un kuvvetleri Gondolin’e saldırdığında Maeglin Idril’i ve oğlunu yakalamıştı; Tuor, Maeglin’le şehrin surlarında dövüşüp onu aşağı fırlattı, bedeni aşağıdaki alevlerin içine düşmeden önce Amon Gwareth’in kayalık yamacına defalarca çarpacaktı. Şehir düşmüş Kral Turgon ölmüş ama Tuor, Idril, Eârendil ve Gondolin halkının bir kısmı kaçmayı başarmıştı. Gondolin’in Yıkımı’ndan kaçanlar Idril’in hazırladığı dağdaki yoldan kaçmayı planlamıştı.

En yüce zirvelerin altında dar bir yolun dönerek girdiği Kartalların Yarığı, Cirith Thoronath, diye adlandırılan korkunç bir geçit vardı; sağ tarafı uçurumdu ve solda korkutucu bir yamaç boşluğa yükseliyordu. Morgoth Kuşatan tepelerin etrafına gözcüler yerleştirmişti ve Orklar tarafından pusuya düşürüldüklerinde o daracık yol boyunca sıra halinde yürüyorlardı; yanlarında bir Balrog da vardı. Çok kötü bir durumda yakalanmışlardı ama Gondolin’li Altın Çiçek Hanedanı’nın reisi sarı saçlı Glorfindel kendini feda ederek onların kaçmasını sağlamıştı.

Böylece Tuor, Idril, Earendil ve kurtulanlar 511 yılında Sirion Vadisi’ne yerleşmişlerdi. Daha sonra onlara Doriath’ın yıkımından kaçan başka bir grup daha katılmıştı. Earendil burada denizi severek büyümüş ve Balar Adası’nda yaşayan Gemiyapımcısı Cirdan ile dost olmuştu ve Cirdan onu denizcilik konusunda eğitmişti.

Earendil onun yardımıyla gemilerinin en güzeli olan Köpükçiçeği’ni, Vingilot’u inşa etti; kürekleri altın Nimbrethil’in huş ağacı ormanlarından getirilen ahşabı ak, yelkenleri ay gibi parlaktı.

Eârendil 525 yılında Elwing’le evlenmiş ve aynı yıl Tuor ile Idril Batı’ya yelken açmıştı. Idril ayrılmadan önce Elessar’ı oğluna vermişti. Earendil böylece Sirion’da yaşayan halkın Lordu olmuştu. 532 yılında denizdeyken Elwing ikiz oğulları Elros ve Elrond’u dünyaya getirmişti.

534 yılında Earendil Valinor kıyılarına ulaşmak ve Tuor ile Idril’i tekrar görebilmek için yelken açmış ama gölgeler ve büyü tarafından bozguna uğratılmış, rüzgârlar tarafından geriye püskürtülmüştü bu yüzden Beleriand kıyılarına dönmeye karar vermişti.

538 yılında  Silmarillerin birinin Elwing’de olduğunu öğrenen Feanor’un oğulları Sirion’a saldırmıştı. Birçok Elf katledilmiş ve Elrond ile Elros esir düşmüştü.

Oğulları esir düşerken ve halkı katledilirken Elwing göğsünde Silmaril’le denize atlamış lakin Ulmo onu dalgaların arasından alarak ona büyük ak bir kuş biçimi vermişti ve Elwing kuş biçiminde Vingilot’un güvertesine konmuş sabah vaktinde gerçek haline dönmüştü.

Sirion limanlarının yıkılışı, oğullarının esareti yüzünden Eârendil ve Elwing’in kederi çok büyüktü, öldürüldüklerinden korkuyorlardı; ama öyle değildi. Çünkü Maglor, Elros ve Elrond’a acımıştı, onları bağrına bastı ve pek düşünülmeyeceği gibi arasında bir sevgi gelişti; ama Maglor’ın kalbi korkutucu yeminin ağırlığıyla hasta ve yorgundu. Eârendil artık Orta Dünya’nın topraklarında hiçbir umut kalmadığını görüp yeniden kedere gömüldü ve eve dönmedi, bir kez daha yanında Elwing’le Valinor’u aramaya gitti.

Genellikle Vingilot’un pruvasında durdu, Silmaril alnının üzerine bağlanmıştı; Batı’ya doğru hızla giderlerken ışığı daha da parlaklaştı. Ve bilgeler der ki; zaman içinde Teleri gemilerinin dışında hiçbir geminin bilmediği sulara ulaşmaları o kutsal mücevherin kudreti yüzündendir; Büyülü Adalar’a ulaşıp büyülerinden kaçtılar; Gölgeli Denizlere ulaşıp gölgelerini geçtiler ve Yalnız Ada’ya, Tol Eressea, doğru baktılar, ama oyalanmadılar; sonunda Eldamar Koyu’na demirlediler, geminin Doğu’dan gelişini gören Teleri uzaklardan yansıyan Silmaril’in parlak ışığına bakıp şaşkınlığa gömüldü. Sonra, Earendil yaşayan İnsanların ilki, ölümsüz kıyılara bastı; Elwing’le ve kendisiyle birlikte tüm denizleri dolaşarak oraya ulaşan üç denizciyle konuştu: isimleri Falathar, Erellont ve Aerandir’di.

Earendil: “Oraya, sizler Valar’ın öfkesi altında kalmayın diye tek başıma ayak basacağım. Ama bu tehlikeyi, İki Soy’un hatırı için sadece kendim üstleneceğim.”

Elwing: “O zaman yollarımız sonsuza dek ayrılacaktır; ama tüm tehlikeyi ben üstleneceğim.”

Ve beyaz köpüklere atlayıp ona doğru koştu; ama Earendil kederliydi, Batı’nın Efendileri’nin Aman’a gelmeye cesaret eden Orta Dünya üzerine öfkesinden korkuyordu. Ve orada yolculuklarındaki yoldaşlarına elveda diyerek onlardan sonsuza dek ayrıldılar.

“Beni burada bekle; çünkü sadece bir kişi mesajı götürebilir, ki onu götürmek benim yazgım.”

Ve tek basına ülkenin içlerine doğru ilerledi, ona boş ve sessiz görünen Calacirya’ya ulaştı; Morgoth ve Ungoliant’ım gelişlerinin üzerinden çağlar geçse bile, çünkü Earendil oraya ulaştığında bir bayram zamanıydı ve hemen hemen tüm Elf halkı Valimar’a gitmiş ya da Taniquetil üzerindeki Manwe’nin salonlarından toplanmıştı, Tirion’un duvarlarında muhafızlık için çok azı geride kalmıştı. Ama uzaklardan onun gelişini ve taşıdığı ışığı görenler vardı; hızla Valimar’a gittiler. Ama Earendil Yeşil Tuna’ya tırmandı ve onu yavan buldu; Tirion’un terk edilmiş sokaklarına girdi ve kimse yoktu; kötülüğün Kutlu Diyar’a ulaşmış olmasından korkarak kalbi kederle doldu. Tirion’un ıssız yollarında yürüdü, giysilerinin ve ayakkabılarının üzerindeki toz, elmas tozuydu, uzun beyaz merdivenleri tırmanırken parıldayıp ışıldıyordu. Ve birçok dilde bağırarak seslendi, hem Elf hem İnsan dillerinde, ama ona yanıt veren olmadı.

Bu yüzden sonunda denize doğru döndü; kıyıya doğru giden yolda ilerlerken, biri tepe üzerinde durup görkemli bir sesle bağırarak ona seslendi;

Eönwe: “Selam Earendil, denizcilerin en ünlüsü, habersizce gelişi beklenen, umudun ötesinden gelişi özlenen! Selam Earendil, Güneş ve Ay’dan önceki ışığı taşıyan! Dünyanın Çocukları’nın görkemi, karanlığın içindeki yıldız, günbatımındaki mücevher, sabahları ışıldayan!”

Earendil, Valinor’a ve Valimar’ın salonlarına gitti, bir daha asla İnsanların topraklarına ayak basmadı. Sonra Valar divan toplayıp Ulmo’yu denizin derinliklerinden çağırdılar; Earendil yüzlerinin huzurunda ayakta durup İki Soy’un haberini anlattı. Noldor adına af diledi, onların büyük kederleri için merhamet, İnsanlar ve Elfler için inayet ve ihtiyaçlarına yardım diledi. Ve dilekleri bahsedildi.

Eârendil karısı Elwing’i aramak için aralarından ayrıldıktan sonra Mandos’un onun yazgısı üzerinde konuşmuştur;

Mandos: “Ölümlü İnsan, Ölümsüz Topraklar üzerinde mi yaşayacak?”

Ulmo: “Bunun için dünyaya geldi Ve söyle bana: Eârendil, Hador’un soyundan Tuor’un mu, yoksa Finwe’nin Elf soyundan Turgon’un kızı Idril’in mi oğlu?”

Mandos: “İsteyerek sürgüne giden Noldor’a eşit, beri topraklara dönmeyebilir.”

Ve her şey konuşulduğunda, Manwe hükmünü verdi,

Manwe: “Bu meselede hüküm kudreti bana verildi. İki Akraba’nın sevgisi için cesaret edip giriştiği tehlike ne Eârendil’e ulaşacak ne de ona duyduğu sevgi yüzünden tehlikeye atılan karısı Elwing’e; ama onlar bir daha asla Dış Topraklar’daki Elf ya da İnsanlar arasında yürüyemeyecekler. Ve onlar hakkındaki kararım şu: Earendil’e, Elwing’e ve oğullarına özgürce hangi soyun kaderlerine katılacakları, hangisinin altında yargılanacaklarını seçme hakkı verilecektir.”

Şimdi Eârendil gideli uzun süre olmuştu ve Elwing yalnız kalıp korktu; denizin kıyılarında dolaşarak Teleri donanmalarının bulunduğu Alqualonde’ye ulaştı. Orada Teleri halkı ona dostça davranarak onun Doriath, Gondolin ve Beleriand’ın kederleri hakkında anlattığı hikâyeleri dinleyerek acıma ve şaşkınlıkla doldular; Earendil döndüğünde onu Kuğular Limanı’nda buldu. Çok geçmeden Valimar’a çağrıldılar ve orada Eski Kral’ın kararı açıklandı. Sonra Elwing’e;

Earendil: “Sen seç, çünkü ben dünyadan yoruldum.”

Ve Elwing, Lûthien yüzünden, Ilûvatar’ın İlk Çocukları arasında yargılanmayı seçti; Earendil, yüreği İnsanların soyuyla ve babasının halkıyla olmasına rağmen, Elwing’in hatırı için aynısını seçti. Sonra Valar’ın emriyle, Eönwe, Eârendil’in yoldaşlarının hâlâ haber beklediği Aman kıyılarına gitti; bir gemi alıp üç denizciyi içine yerleştirdi; Valar büyük bir rüzgârla onları Doğu’ya gönderdi. Ama Vingilot’a el konulup kutsandı ve dünyanın en ucundaki Valinor’a getirildi ve orada Gece’nin Kapısı’ndan geçirilip göklerin okyanuslarına yükseltildi.

Valar’ın Ordusu Beleriand kıyılarına gelmiş ve 545’ten 587 yılında kadar Öfke Savaşı’nda Morgoth’a karşı savaşmışlardı. Savaşın sonunda Morgoth Kara Ancalagon komutasındaki kanatlı ejderhaları savaş alanına sürmüş. Ama Eârendil, beyaz alevle ışıldayarak ulaşmış, Vingilot’un çevresinde göklerin tüm büyük kuşları toplanmış ve reisleri Thorondor’du, havada tüm gün ve karanlık bir şüphe gecesinin sonuna kadar savaş yapılmış. Güneşin yükselmesinden önce Eârendil, Kara Ancalagon’u, ejder ordusunun en güçlüsünü öldürüp onu gökyüzünden aşağıya fırlattı; ejder, Thangorodrim kulelerinin üzerine düştü, kuleler yıkılıp parçalandı. Sonra güneş yükseldi ve Valar ordusu galip geldi, ejderlerin hemen hemen tamamı yok edildi; Morgoth’un tüm çukurları parçalanıp üstleri açıldı, Valar’ın kudreti dünyanın derinliklerine dek indi. Orada Morgoth kovuğunda duruyordu ve hâlâ cesur değildi. Madenlerinin en derinlerine kaçtı, barış ve af için yalvardı; ama ayakları kesilip yüzükoyun yere savruldu. Daha önce yapıldığı gibi Angainor ile zincirlendi ve demir tacı boynuna takılacak bir tasma olarak yeniden dövüldü, başı dizlerinin üzerine eğilmişti. Ve Morgoth’ta kalan iki Silmaril, tacından alındı, gökyüzünün altında lekesizce parladılar; Eönwe onları alıp korudu.

Earendil, Elwing onu Ölümsüz Topraklarda beklerken Gecenin Kapısını koruyan Vingilot ile göğe yükselmişti. Eârendil Yıldızı İkinci Çağın 32’sinde Morgoth’a karşı savaşan Numenor halkına verilmişti, Numenor halkının kralı da Eârendil’in oğlu Elros’tu.

Daha sonraları Earendil ‘in Yıldızının ışığı Galadriel tarafından Yüzük Savaşında Frodo’ya yardımcı olmak için küçük bir şişenin içine konulmuştur.

 

Mutlaka Okuyun!

Beren

Edain soyundan gelen Beren, Barahir ile Emeldir’in oğluydu. Dorthonionlu Beor Hanedanı’na mensup olan Beren İlk …

Bir Cevap Yazın

Hızlı Giriş Yap:



E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir