Son Yazılar

Bard

 

bard_in_the_hobbit_2-1920x1080

Irk: İnsan
Dil: Westron
Cinsiyeti: Erkek
Soy: Dale İnsanı
Çocukları: Bain
Doğum Tarihi: Bilinmiyor
Hüküm Yılları: 3.Çağ 2944 – 2977
Ölüm Tarihi: 3.Çağ 2977
İkamet Ettiği Yerler: Dale
Taşıdığı Ünvanlar: Dale Kralı

Dale’in son kralı Girion’un varisi “Okçu Bard” Esgaroth’ta asker olarak yaşamış, Kara Ok ile ejder Smaug’u öldürmüş ve Bard Dale’i restore ederek Dale kralı olmuştur. Üçüncü Çağ 2977’de hayatını kaybetmiştir.

Bard Esgaroth’un en iyi okçularından biriydi ve aynı zaman da yıkılan Dale’in son kralı Girion’un da varisiydi. Bard’a okçu unvanının verilmesinin sebebi ona babasından ve babasına da atalarından kalan Kara Ok ile ejder Smaug’u öldürmüş olmasından gelir.

Smaug’u vurmak da öyle kolay bir iş değildir. Vurulmadan önce Bilbo Baggins yüzüğünü kullanarak Smaug’u lafa tutmuş onu pohpohlamış ve en sonunda Smaug zırhını Bilbo ya göstermiştir. Bilbo zırhın zayıf noktasını keşfetmiş. Ve dışarı çıktığında bunu cücelere anlatırken ardıçkuşlarından biri onu duymuştur.

Ama halen yanan evlerin arasında yerlerini tutan bir grup okçu vardı. Yüzbaşıları, şu, arkadaşlarının onun değer ve cesaretini bildikleri halde, sellerden zehirli balıklara dek kehanetlerde bulunduğu için suçlanmış oldukları sert yüzlü ve sert sesle Bard’dı. Uzun zaman önce karısı ve çocuğu Akan Nehir’e kaçan Dale Efendisi Girion’un büyük soyundan geliyordu. Şimdi porsukağacından kocaman bir yayla biri dışında tümünü harcamak üzere oklarını fırlatıyordu. Alevler yaklaşıyordu. Arkadaşları onu terk ediyordu. Ve yayını son kez gerdi.

Aniden karanlıkta bir şey omzuna çarptı. İrkildi ama yalnızca yaşlı bir ardıçkuşuydu. Korkusuzca kulağının yanına tünedi, çünkü ona haberler getirmişti. Dale ırkından olduğu için kuşun dilini anlayabildiğini şaşırarak fark etti.

“Bekle! Bekle” dedi kuş ona. “Ay yükseliyor. O uçup sana döndüğünde sol göğsündeki çukuru bul!” Ve Bard merak içinde kalmışken Dağ’da olan bitenleri ve tüm duyduklarını anlattı.

Sonra Bard yayını kulağına dek gerdi. Ejderha alçaktan uçarak arkaya doğru bir daire çiziyordu ve o gelirken ay da doğu kıyısının üzerinden yükseliyor ve kanatlarını gümüş bir renge bürüyordu.

“Ok!” dedi okçu. “Kara Ok! Seni sona sakladım. Yüzümü hiç kara çıkarmadın, ben de seni hep tamir ettim. Ben seni babamdan aldım ve o da daha eskilerden. Eğer ki dağın altındaki gerçek kralın demirhanelerinden geliyorsan, şimdi git ve iyi hızlan!”

Ejderha bir kez daha her seferkinden daha da çok alçalarak saldırdı ve o dönüp aşağı dalarken karnı ay ışığındaki mücevherlerin cıvıl cıvıl ateşleriyle bembeyaz pırıldadı – ama bir yerden değil. Muazzam yay boşaldı. Kara ok telden zıpkın gibi fırladı ve doğruca ön ayağın iyice açıldığı sol göğüsteki çukura gitti. İçeri daldı ve gözden kayboldu, ucu, gövdesi ve tüyü; uçuşu pek şiddetliydi. İnsanı sağır edecek, ağaçları devirecek ve taşı çatlatacak bir feryatla Smaug havada kanlar fışkırtarak vuruldu, ters döndü ve yüksek yıkıntılara çarptı.

Bard gölden kaçarak kıyaya kadar yüzdü. İnsanlar, onu kral yapmak istediler; fakat Bard, kısa bir süre daha, Göl-Kasabası’nın Efendisi’ne hizmet edeceğini söyledi. Bard her yer yok olduğundan yerleşim yerleri ve yardım için Thranduil’e mesaj yolladı.
Ancak haberciler yolda Smaug’ un ölmesinden daha 3 gün geçmiş olmasına rağmen Kral Thraundil ve ordusu ile karşılaşmıştır. Thraundil habercileri dinleyip doğrudan dağa gideceğine yönünü Esgaroth’ a çevirmiştir. Oradan Kral Thraundil ile beraber yanına kılıç tutan erkekleri de alıp Yalnız Dağ’a doğru yola çıkmıştır.

Dağ’ a vardıklarında karşılarında Thorin Meşekalkan ve Kafilesi’ni bulmuş ve aralarında şöyle bir diyalog geçmiştir.

Thorin Meşekalkan: Dağaltı’nın kralı Thrain oğlu Thorin’ in kapılarına savaşa gider gibi silahlanarak gelen kimdir?

Bard: Selam sana Thorin! Neden haydutlar gibi kendini bu kaleye kapattın? Henüz düşman değiliz ve seni ümitlerin ötesinde canlı bulduğumuza seviniyoruz. Burada yaşayan kimsenin olmadığını sanıyorduk, ancak burada olduğumuza göre bir pazarlık, bir de toplantı gerekiyor.

Thorin: Sen kimsin ve neyin pazarlığını yapacaksın?

Bard: Benim adım Bard. Ejderhanın ölümü ve hazinenizin kurtuluşu benim sayemde oldu. Bu sizi ilgilendiren bir mesele değil mi? Dale’li Girion’un mirasçılarının doğrudan torunuyum ve sizin hazine yığınınız, Yaşlı Smaug’un onun salon ve kasabalarından çaldığı servetle karışıktır. Bu konuşabileceğimiz türden bir konu değil mi? Dahası Smaug son çarpışmasında Esgaroth insanlarının evlerini yok etti ve ben şu sıra Efendi’nin(Esgaroth reisinin) hizmetindeyim. Onun adına konuşacak ve size onun halkı için bir sıkıntı ve üzüntü duyup duymadığınızı soracaktım. Onlar dar zamanlarınızda size yardım ettiler ve şüphesiz düşünülmemiş bile olsa sizle karşılığında yalnızca sıkıntı verdiniz onlara.

Thorin: En berbat nedenini sona, en iyi yere bırakıyorsun. Hazinemizi bizden çalan Smaug onun da hayatını ve yuvasını çaldı diye kimse halkımın hazinesi üzerinde hak iddia edemez. Hazine onun değil ki onun kötü işlerinin verdiği zarar hazinenin payıyla karşılansın.

Bilbo Baggins, Bard’ın tekliflerini makul gördü. Bu yüzden bir gece Göl-Adamlarının ve elflerin kampına gitti. Hobbit, Arkentaşı’nı bulmuştu (Thorin’in elde etmeyi en çok istediği hazine) ve Bard, Bilbo ve Thranduil’le birlikte bir görüşme yaptı.

Bilbo: … “Sevgili Bard’ım! Bu denli aceleci olma! Hiç bu denli şüpheci biriyle karşılaşmamıştım! Ben yalnızca tüm ilgileri beladan uzak tutmaya çalışıyorum. Şimdi size bir teklifim var!”

Bard ve yanındakiler: “Duyalım Bakalım!”

Bilbo: “Onu görebilirsiniz! İşte bu!”

Ardından üzerine sardığı şeyleri atarak Arkentaşı’nı ortaya çıkardı.

Bilbo: “Bu Thrain’in Arkentaşı, Dağ’ın Kalbi; aynı zamanda Thorin’in de kalbi. Bunu nehir altından bile öte tutuyor. Bunu size veriyorum. Pazarlığınızda size yardım edecek.”

Bard: “ Peki nasıl oluyor da bize verebiliyorsun?”

Bilbo: “Hımm Pekâlâ! Aslında tam olarak ben değil, ama, pekâlâ, bilmediğiniz tüm isteklerime karşı öyle kabul edilmesini istiyorum. Ben bir hırsız olabilirim ya da onlar öyle söylüyorlar, ben şahsen pek hırsız gibi hissetmiyorum kendimi – ama iyi ya da kötü dürüst bir hırsızım, yani öyle olduğumu umarım. Neyse şimdi geri dönüyorum ve cüceler bana istediklerini yapabilirler. Umarım işinize yarar.”

Thranduil: “Bilbo Baggins! Sen zırhlarında daha alımlı duran elf prenslerinden bile daha fazla bu zırhı giymeye layıksın. Ama Thorin Meşekalkan’ın bunu böyle görüp görmeyeceğini merak ediyorum. Genel anlamda cüceler hakkında belki senden daha çok şey biliyorum. Sana bizimle kalmanı öğütlüyorum, burada onurlandırılacak ve üç kat daha hoş karşılanacaksın.”

Bilbo: “Bundan eminim. Teşekkür ederim. Ama bunca şeyi beraber atlattıktan sonra arkadaşlarımı bu şekilde bırakmamam gerektiğini düşünüyorum. Hem yaşlı Bombur’a gece onu uyandıracağıma dair söz de verdim! Gerçekten gitmeliyim hem de çabucak.”

Ertesi gün buluşmada, Bard, Thorin’e Arkentaşı karşılığında, hazineden bir parça istedi. Thorin öfkelendi, ama gönülsüzce, Bilbo’nun hazinesinin 1\14’ini vermeyi kabul etti.

Hazine üstüne tartışmalar şöyle dursun Demir Dağlar’ın hükümdarı Dain 500 askeri ile Yalnız Dağ’a gelmiş ve Elfler ve İnsanlar ile saldırmaya hazırlardı. Çünkü Thrain’in Arkentaşı’nın onların elinde olması Dain’i ve tüm cüceleri çılgına çeviriyordu.
Ancak o karanlık saatlerde Gandalf belirmiş ve Dain’in Moria da katlettiği Azog oğlu Bolg’ un büyük bir ordu ve warglar ile geldiğini söylemişti.

Gandalf: “Durun! Durun! Dehşet hepinizin üzerine geldi! Eyvah! Tahmin ettiğimden de çabuk geldi. Kuzeyin Bolg’u geliyor. Ey Dain! Babasını Moria’da öldürdüğün Bolg. Bakın, işte! Ordusunun üzerindeki yarasalar bir çekirge denizi gibi – kurtlara da binmiş geliyorlar ve warglar da birlikte.”

Gandalf: “Gelin bakalım! Halen akıl almak için zamanımız var. Bırakın Nain oğlu Dain üzerimize gelsin!”

Bard: “Dağa! Dağa! Vakit varken yerlerimizi alalım!”

Böylece hiç kimsenin beklemediği bir çarpışma başladı; ve daha sonra tarihe Beş Ordular Savaşı olarak geçti bu çarpışma ve çok korkunçtu.

Muharebenin sonunda Thorin ölmüş ve Dain Dağ Altı’nın kralı olmuştur. Hazinenin on dörtte biri Bard’ a verilmiş o da bu paranın büyük bir bölümünü Esgeroth’un yeniden inşasına ve Dale’yi tekrar canlandırmak için kullanmıştır.

Bard, Yalnız Dağ’ın eteklerinde, Dale’deki atalardan kalma evine gitti. 2944’de Dale’i tekrar inşa etti ve Dale Kralı oldu. Bard, Yalnız Dağ cüceleriyle iyi ilişkiler sürdürdü. İnsanlar çok uzaklardan Dale’e geldiler ve Smaug yüzünden solan yer, tekrar güzelleştirildi.

Bard 2977 yılında öldü. Öldükten sonra yerine kral olarak oğlu Bain geçti.

 

Facebook Yorumları

Mutlaka Okuyun!

Malbeth

Arthedain krallığı’nın 14’üncü kralı Araphant zamanındaki kahinidir. Malbeth en az iki tane Isildur hanedanının geleceğini …

Bir Cevap Yazın

Hızlı Giriş Yap:



E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir