Geceye İlişkin • The White Tree

The White Tree


Gerçek Dünyadan Fazlasını Arayanlara



Tüm zamanlar UTC + 3 saat





Yazar
Amadeus
Ak Kule Komutanı
Ak Kule Komutanı
USER_AVATAR
Çevrimiçi

Arşivler
- Ağustos 2016
Geceye İlişkin
   11 Ağu 2016 08:19 pm
Republica Trinium - 8. TUR
   08 Ağu 2014 12:11 am
Republica Trinium - 7. TUR
   07 Ağu 2014 04:43 pm

+ Temmuz 2014
+ Haziran 2014
+ Ağustos 2012
+ Temmuz 2012
+ Haziran 2012

Günceleri Ara


11 Ağu 2016 08:19 pm
Geceye İlişkin

Gece ve gündüz insan hayatının vazgeçilmez ve temel birer parçası olmuşlardır. Bu kadar hayatın temeli haline gelmiş kavramların da edebiyatta, müzikte, resimde, her türlü sanat dalında konu edinilmemesi de mümkün değildir. Gece ve karanlık genelde kötü, gizemli şeylerle ya da aşkla ilişkilendirilmiştir. Klasik müziğin en bilindik pek çok eserinde gece temasını sezeriz. Bunların bazıları kasvetli ağır parçalardır, bazılarıysa neşelidir ya da iki aşığın cilveleşmesini konu edinir. Lake in Moonlight, Moonlight Sonata, Eine Kleine Nachtmusik, Nocturne ve daha nicesi... Elbette diğer sanat dallarında da gece oldukça fazla ele alınmıştır. Ben geceyi daha çok gizli kötülüklerle ilişkilendiriyorum ve gecenin karanlığını kötülüklerin gizleyicisi olarak görüyorum.

Gecenin Kollarında
Gecenin karanlığı altında yürüyordu adam, düşüncelerinin ıssız ve çorak topraklarında. Karşısına pek çok kişi çıkıyor, pek çok olay geliyordu ama hiçbirini bu yolculukta ona eşlik edecek kadar benimseyemiyordu. Hayatının tek bir anı, onu değiştiren ve şimdi olduğu şeye dönüştüren o an hariç hiçbir şey yaşanmamış gibiydi. Sanki hayatının o ana kadarki kısmı silinmişti ve geriye kalan sonsuz bir döngüydü.

Gece ve karanlık… Pek çok insan büyük bir yalana inanıyor, pek çok insan kandırılmış. Aydınlığın gerçekleri ortaya çıkardığı çok büyük ve tehlikeli bir yalandır. Çünkü her insan saklayacak bir şeye sahiptir ve hepsi de aydınlıkta sırlarının açığa vurulacağı korkusuyla yaşar. En azından onun tanıdığı tüm insanlar böyleydi. Bu yüzden ışığın altında öyle maskeler takarlar ki insanlar, kimse onların maskelerinin altındaki gerçek benliklerini göremez. Oysa bu karanlık insanlar güneş battıktan ve gece tüm kasvetiyle gökyüzünü fethettikten sonra maskelerini çıkarırlar ve sırları açığa vurulmasın diye yeni günahlar işlerler. Gerçekten saklayacak bir şeyi olmayan insanlar varsa da karanlıktan dolayı bu insanların gerçek yüzlerini göremezler. Ama o, o gece işlediği günahtan sonra karanlıkta gören gözlerle lanetlenmişti.

O gözler, o lanet olası, yerinden sökülesi gözler şimdi boş boş bakıyordu. Bakıyor, karanlık bir yan arıyor ve bulamıyordu. Çünkü ne olursa olsun insan temiz bir su gibi günahsız doğardı ve o suya mürekkep damlatılana kadar da öyle kalırdı. Bir damla mürekkep bile suyun tamamını siyaha boyarken karanlıkta insanın gerçek yüzünü gören o gözler bu çocukta en ufak bir karanlık bile göremiyordu. Çocuğun akan bir nehir gibi omuzlarından aşağı sarkan, hareket ettikçe köpüren bir dalgaymışçasına savrulan saçlarının sarısı sanki ayışığıyla yarışıyordu. Kızın mavi gözleri öyle bir masumiyetle bakıyordu ki etrafa sanki varlıkların en günahsızıydı kız. Kızın gülümseyen yüzü her gece kabuslarında gördüğü o yüzü andırıyordu. Kabus da denemezdi ya, en azından onun yüzünü unutmamasını sağlıyordu. Gerçi kızın gerçekten gördüğü gibi olduğuna emin olamıyordu bir türlü. Kızın yüzü sanki gittikçe kardeşinin yüzüne dönüşüyordu. Yıllar önce öldürdüğü kardeşinin yüzüne…

Bir an hiç düşünmediği bir şeyi düşündü. Kardeşini öldürmeseydi kardeşinin şimdi nasıl biri olacağını... Nasıl hayaller kurarsa kursun ve kendini teselli etmek için kardeşini ne kadar kötü biri olarak hayal ederse etsin hayallerinin hepsinin sonu aynı masum yüze çıkıyordu. Sanki kaçmak istediği bir yerden tam zıt yöne gittikçe tekrar aynı yere ulaşıyor gibiydi. Her yolun sonu ölüme, karanlığa ve ne kadar iğrenç bir adam olduğuna çıkıyordu.

Telefonunun titrediğini hissettiğinde ne kadar uzun süredir düşüncelere dalmış olduğunu merak etti. Telefonu yavaşça cebinden çıkarıp kimin aradığına bile bakmadan açtı. Numarasını bilen tek kişi vardı zaten. İşin aslı kendisi bile bilmiyordu. Telefondan gelen ses biraz metalik olsa da Chopin’in bundan yüzyıllar önce kasvetli gecenin manzarası karşısında bestelediği notalar doğallığını ve etkileyiciliğini sürdürüyordu. Chopin’e bu ilhamı veren gece ile bu gece bir miydi? Bu müzik gece ile ilgili korkutucu şeylerin bile güzel olabileceğinin bir kanıtıydı. Oysa o, güzelliğin ve masumiyetin kanı ellerine bulaşmış bir adamdı.

Müzik gittikçe daha karmaşık ve karamsar bir havaya bürünüyordu. Parçanın adını hatırlayamadı ama noktürnlerden biri olduğuna emin gibiydi. Gerçi o an piyano teknesine binip çoktan anlamsızlık diyarına varacak yolculuğuna başlamıştı. Adını bile hatırlamıyordu, hatırladığı tek şey müziği dinlerken parmaklarının yavaş yavaş, isteksizce kavramaya başladığı tabanca, birazdan kanlar içinde yere düşecek olan kız ve kardeşiydi. Kardeşinin gece karası gözlerindeki o bakıştı aklındaki tek şey. Kardeşini yapmadığı bir suç için cezalandırmıştı. Gerçekten yapmış olsaydı ne fark ederdi ki? Şu zamana kadar yüzden fazla insanın kanıyla kirlenmiş ellere sahip olmasına karşın o bile bir insanın hayatının bu kadar ucuz olmaması gerektiğini düşünüyordu. Bir insanı öldürmek bu kadar kolay olmamalıydı. Eline tutuşturulan o silahın tetiğini çekmek bu kadar kolay olmamalıydı. O gözlerdeki ışığı söndürmek de bu kadar kolay olmamalıydı. Ama o an hiç zorlanmadan, hiç düşünmeden çekmişti tetiği. Tam alnından, tek bir mermiyle ve hiçbir karşı koyuş olmadan. Onu en çok üzen, her gece rüyalarına giren şey de kardeşinin karşı koymayışıydı.

Parçanın adını hâlâ hatırlayamamış olsa da notaları hatırlamıştı. Müzik doruk noktasına ulaştığında içgüdüsel olarak tabancayı kıza doğrultmuştu. Artık son notalara ulaştığında müzik, bir yerde bir yanlışlık olduğunu fark etti. Telefonu yavaşça kulağından uzaklaştırdı ama müziği hâlâ duyabiliyordu. Son notadan sonra geriye bir tek titreten tetik parmağının ritmi kalmıştı. Bir an için kendini o mağarada namluyu kardeşine doğrultmuş vaziyette düşündü. Tetiği asla çekmemiş olmayı dilerdi, o gözlerin hâlâ bu dünyaya merakla bakmalarını dilerdi. Ama olan olmuştu artık, kardeşi geri gelemezdi. Böyle düşündüğü için kendini ayıplayıp gücünü toplamaya çalıştı. O bir katildi ve birini öldürürken bu kadar zorlanmamalıydı.

Telefonun ardındaki gergin bekleyişi hissedebiliyordu. Piyano sesini buradan da duyabildiğine göre patron yakında olmalıydı. Onun bu görevi yapamayacağını düşünmüş olmalılardı. Yüzünü muzip bir gülümseme kapladı ve onlara gerçek bir katil olduğunu ispatlama isteğiyle doldu. Her şeyi bir yana koydu ve sırf tetiği çekmek istediği için çekti tetiği. Kardeşinin o gece attığı çığlık hâlâ yankılanıyor olmasaydı kulaklarında, son anda namluyu yukarı kaldırmazdı. Doğum günü partisine gelen herkesi bir gerginlik kapladı ve bir koşuşturmaca başladı. Kendini ilk defa mutlu ve özgür hissediyordu. Canını kurtarmak için oradan kaçmadan önce yarattığı karmaşaya son bir kez baktı ve “Bunu bana bir kez yaptırdılar, bir daha kimse yaptıramaz patron.” dedi coşkulu bir sesle. Kızın korkmuş ama hâlâ açık olan gözlerine bakıp yaptığıyla gurur duyarken arkasından gelen o tok ses tüm kemiklerini titretmişti. “Biliyordum.” dedi patron ve boynunu sıkarak onu nefessiz bıraktı. İkinci bir silah sesi duydu ama bu merminin hedefi kendisi değildi. Kız başından vurulmuştu. Tüm o masumiyet çirkin bir görüntüye dönüşmüştü. Annesi kızının üstüne eğilmiş ağlıyordu ve babası şaşkın bir tavırla etrafına bakıyordu.

Ayaklarının yerden kesildiğini hissetti. Yavaş yavaş boğuluyordu ve içgüdüleri bile artık kurtuluş olmadığını anlamıştı. Onu kavrayan kuvvetli elleriyle dev gibi bir adam olan patronunu düşündü. O parmaklar piyano çalmakta olduğu kadar adam öldürmekte de ustaydı. Son gördüğü şey ay ve kardeşinin ay gibi yuvarlak gözleriydi. Masum, çocuksu ve neşeli... O gözlerin hayaliyle geçireceği çok zamanı olacaktı. Geceyi ölümle memnun edenler gecenin çocuklarıdır ve onlar ölüm diye kendilerini gecenin kollarına atarlar. Gecenin o son sarılışı öyle dayanılmaz ve ölümcüldür ki hiçbiri gecenin sımsıkı kavrayışından kaçmayı düşünmez bile ve yıldızların arasındaki sonsuz karanlığa kaptırırlar kendilerini.

Göktuğ DİNÇER

_________________
Resim
"Dieu et mon droit"
 Profil E-posta  
  

 1. sayfa (Toplam 1 sayfa)
 [ 1 yorum ] 


Yorumlar
Eskiden itibaren mesajları göster:  Sırala  
 Mesaj Başlığı: Re: Geceye İlişkin
Sürekli BağlantıGönderilme zamanı: 11 Ağu 2016 08:38 pm 
Gondor Askeri
Gondor Askeri
Çevrimdışı
Resim


Başa Dön
 Profil E-posta  
  
 1. sayfa (Toplam 1 sayfa)
 [ 1 yorum ] 

Tüm zamanlar UTC + 3 saat


Kimler çevrimiçi

Kayıtlı kullanıcılar: 58strider58, Ak Saruman, Amadeus, Ashitaka, battlestone, egekaan309, Elros, JunioR, Limanerg, Lucretia, metanfetaminori, Sencha




Powered by phpBB® Forum Software © phpBB Group